‘El-Muhaberat’a Doğru Adım Adım: “Komşunu İhbar Et, Ödüle Kon. Yoksa Devlet Sana Konar…”

Son zamanlarda ‘yürütmenin başı’ tarafından idare edilebilen tek nutuk kürsüsü olan ‘Geleneksel Muhtar Toplaşmaları’nın son toplantılarında da sinyalinin verildiği ‘yurttaş ispiyonculuğu’ müessesesinin kuruluşu tamamlandı ve Resmi Gazete’de yayınlandı. 

Son olarak “Benim muhtarım, hangi evde kim var? Gelecek gayet uygun ve sakin bir şekilde kaymakamına, emniyet müdürüne bildirecek” demecinin ardından açıklama yapan bazı muhtarlar tarafından, bu amaçla bir sistemin altı aydır faaliyette bulunduğu da halihazırda açıklanmıştı.

Ve artık ilan günü geldi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suç faillerinin yakalanmasına yardımcı olanlara veya yerlerini, yahut kimliklerini bildirenlere para ödülü verilmesine dair İçişleri Bakanlığı yönetmeliği, Resmi Gazete’de de yayınlandı. Ödül miktarı İçişleri Bakanlığı’nın onayı ile 4 milyon TL’ye kadar çıkabilecek.

Havuz medyasından Sabah gazetesi ise, söz konusu uygulama için çok farklı bir makyaj uygulayarak “PKK liderlerinin yakalanmasına yardım edenlere 4 milyon TL’ye varan ödül verilecek” lansmanı yapıldı.

İlgili kanun kapsamına giren suçların faillerinin yakalanmasında etkinliği artırmak için, ‘işlenişine iştirak etmemiş olmak koşuluyla’, kanun kapsamına giren suç faillerinin yakalanmasına yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere para ödülü verilecek. Ödülün miktar, usul ve esaslarını düzenleyen yönetmeliğe göre, yetkili ödül komisyonu, İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Başkanlığı’nda, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığı’nın belirleyeceği üyelerden oluşacak.

Özellikle 7 Haziran Genel Seçimi öncesinde meclisten tekme ve tokat sesleri arasında zorla geçirilen yeni ‘İç Savaş Yasası’ ile de birleşince süresiz gözaltılar ve hukuk tanımadan işletilen ‘sulh ceza’ makemelerince verilecek başına buyruk cezaların yanısıra devletin en iyi yaptığı işlerin başında gelen ‘yargısız infazlar ve devlet eliyle insan kaybetmeler’in de önünün açılacağı yorumları yapılıyor.

Ağalık Sisteminin Teminatı Köy Korucuları da Ödül Kapsamında…

Yönetmeliğin ana başlıkları şu şekilde:

  • Para ödülü verilebilmesi için suçun 3713 sayılı Kanun kapsamında bulunması, verilen bilginin suçun aydınlatılması veya failin belirlenmesine yardımcı olacak niteliğe haiz olması, ödüllendirilecek kişinin suçun işlenişine iştirak etmemiş olması, geçici köy korucuları hariç kolluk, askeri personel veya terörle mücadele ile görevli kamu personeli olmaması gerekiyor.
  • Ödüllendirme, ödül komisyonu tarafından tespit ve ilan edilen ve 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suç ve failler hakkında yapılacak. Suçun aydınlatılmasına yönelik bilgilerin ödüllendirmede değerlendirilebilmesi için, daha önce terörle mücadelede görev alan istihbarat ve kolluk görevlileri ile bu amaçla görevlendirilmiş diğer personel tarafından temin edilmemiş olması gerekecek. Ödüllendirilecek kişinin Türk vatandaşı olması gerekmezken, ödüllendirme için ödüllendirilecek kişinin talebi zorunlu olacak.
  • Ödülün miktarı, sağlanacak bilgi, aydınlatılacak suç veya ihbar edilecek fail dikkate alınarak Ödül Komisyonu tarafından belirlenip ilan edilecek. Ancak bu miktar 200 bin lirayı geçemeyecek. Suç failinin terör örgütünde üst düzey yönetici olması veya aydınlatılacak suçun toplumda oluşturduğu infial ve etki de dikkate alınarak, ödülün miktarı, Ödül Komisyonu’nun önerisi ve İçişleri Bakanının onayı ile 20 katına kadar artırılabilecek. Bir kişi, bu yönetmelik kapsamında birden fazla suçun aydınlanmasına veya birden fazla failin yakalanmasına yardımcı olursa, ödül miktarı aydınlatılmasına yardımcı olduğu her suç ve fail için ayrı ayrı belirlenebilecek.
  • Ödül Komisyonu, emniyet işlerinden sorumlu İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı’nın başkanlığında, Emniyet Genel Müdürü’nün belirleyeceği üç ve Jandarma Genel Komutanı’nın belirleyeceği üç üye olmak üzere toplam 7 üyeden oluşacak. Üyelerin belirlenmesinde üst düzey yönetici olması ile terörle mücadele birimlerinde görev alması göz önünde bulundurulacak. Ödül Komisyonu, başkanın belirleyeceği gün ve yerde üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanıp, kararlar oy çokluğu ile alınacak ve alınan kararlar İçişleri Bakanının onayı ile yürürlüğe girecek.
Ödül Almak İçin Resmi Başvuru Şart, Ama Kimlikler Gizli Tutulacak(!)

Ödüllendirmeye ilişkin giderler İçişleri Bakanlığının bütçesine konulacak ödenekten karşılanacak. Hak sahibine yapılacak ödemeler Ödül Komisyonu kararında belirtilen valilikler tarafından gerçekleştirilecek. Yönetmeliğe göre ödül verilen kişilerin kimlikleri hiçbir şekilde açıklanmayacak. Bu yönetmelik hükümlerinin uygulanması ve buna ilişkin iş ve işlemler ile bunların denetimleri vesilesiyle edinilen bilgiler gizli olacağından, bu gizliliğe riayet etmeyenler hakkında genel hükümlere göre cezai işlem uygulanacak.

Coğrafyamızda ‘İspiyonculuğun’ Kısa Tarihi

16. yüzyıl devlet adamlarından Gelibolulu Mustafa Ali, Sasani hükümdarı Ardeşir’in uygulamalarını örnek gösterip gizli polis teşkilatı kurulmasını önermiş ama bu öneriyi yaşama geçirmek ancak yarım asır sonra mümkün olmuştu. Kaynaklara göre ilk kez muhbir (ihbarcı) kullanan padişah IV. Murat idi.

19. yüzyıldan itibaren bu işin adı ‘jurnal’ oldu. ‘Jurnal’ Fransızca ‘journal’ kelimesinden geliyor ve ‘günlük’, ‘haber’ gibi olumlu veya nötr anlamlardan ‘gizlice bildirme’, ‘ele verme’, ‘kötüleme’ gibi olumsuz anlamlara uzanan geniş bir anlam yelpazesine sahip. ‘Jurnal’ terimine ilk olarak II. Mahmud Dönemi’nde, merkezin baş belası olan Mısır Valisi (Hıdivi) Kavalalı Mehmet Paşa’nın yazışmalarında rastlanıyor. Paşa, bu işle görevlendirdiklerinden önce haftada bir, sonra her gün rapor istemekteydi . II. Mahmud, ordusuyla Kütahya’ya kadar gelen Kavalalı’yı sevmemekle beraber  bu icadını çok beğeniyor ve jurnal usulüne dair bir talimatname yayımlayarak jurnalcilik işini sistemli hale getiriyor.

II. Mahmud’un talimatnamesi (sadeleştirilmiş dille) şöyle: “Vilayet merkezleri, kaza ve kasabalarda yöneticiler ve ileri gelenler tarafından bir jurnal katibi atanacaktır. Bunlar, milletin malının korunması, refah ve halkın huzuru ile ilgili iyi ve kötü meydana gelen her türlü işin bilgisini toplamak, bunun için büyük ya da küçük her türlü işi kaydedip jurnali hazırlamak ve İstanbul’a ulaştırmakla yükümlü olacaklardır. Bu iş için nüfus defteri kayıt tutucuları da kullanılabilir. Jurnal katibi her gün meydana gelen davalar, hükümet işleri, kanunlar, evlenme, doğum, ölüm, hacca gidip-geliş, göç ve ticaret sebebiyle seyahat, ekinler, ürünler ve bütün gerçek ve açık hesapta olmayan şeyleri yazmakla görevlidirler. Bunlar bir üst makamda toplanacak ve sonunda vali ya da mütesellim tarafından Ceride Nazırı’na (Takvim-i Vekayi Nazırı’na) ulaştırılacaklardır.

Abdülmecit’in halefi Abdülaziz döneminde ise bu ispiyonculuk işi devlet katında ‘jurnalciler’ adlı yeni bir memuriyet ile resmileşiyor.

Abdülaziz’in tahttan indirilmesinin ardından tahta geçen II. Abdülhamit’in problemli devlet meselelerine karşı ilk tedbiri “Dış ve iç tehlikelere karşı gereken tedbirleri almak korkaklık alameti değil insanlık icabıdır” demek oldu ve II. Mahmud döneminden beri gündemde olan jurnalcilik işinin ‘suyunu’ çıkartmaya başladı. Kaynaklara göre kendisinin kurdurduğu Yıldız Hafiyye Teşkilatı adlı örgütte binlerce jurnalci çalışmakta idi. Seleflerinin amacı tam olarak belgelenememekle beraber, Abdülhamit bu jurnalcileri daha çok ‘cezalandırmak için bilgi toplamak’ amacıyla kendisine muhalif olanların arasına salardı. Abdülhamit bir kısım jurnalcilerini maaşa bağlı olarak çalıştırırken bir kısmı da getirdikleri ‘jurnaller’ karşılığı altın ile ödüllendirilirdi.

Özenilen yönetim şekli ile hayallerde yatan devlet adamlığı verilen örneklerde olduğu sürece varılacak nokta pek de değişmiyor,  yaşanan korkular da ve hatta ufukta görünen akıbet de. İster Esad de, ister Eset de…

– VU/İnadına Haber / 31 Ağustos 2015 Pazartesi –

Veri Kaynağı: T24, Demokrat Haber, Radikal

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:10+00:00 31 Ağustos 2015|

Leave A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.