AKP’nin Yeni Savaş Hedefi: Medya

2 Kasım Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Mücadele Uluslararası Günü geride kalırken yaşanmakta olan sürece bakıldığında, Türkiye’ye savaş koşullarında seçim tekrarlatan AKP iktidarının, toplumu korku ve katliam senaryolarıyla etkileyebilmek için en çok da özgür, alternatif ve muhalif basını hedef aldığı görülüyor. 1 Kasım seçimlerine giderken Kürdistan’da tüm araçlarıyla savaşı devreye koyan AKP iktidarı, sansür, tehdit, ambargo ve el koyma uygulamalarıyla adeta medyaya da savaş açtı.

Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından önemli bir fırsat yaratan 7 Haziran seçim sonuçlarını “hükümsüz” kılarak Türkiye’yi “tekrar” seçime götüren AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, topluma dayatılan kriz, kaos ve istikrarsızlık senaryolarıyla 1 Kasım seçimlerinde yeniden tek başına iktidar imkanını yakaladı.

DİHA’nın haberine göre, bölgede silahlar altında ve her yerde şaibelerle sonuçlanan seçim öncesinde, muhalefete dönük en büyük baskı ve sansürün uygulandığı alan ise medya oldu.

Seçim süreci boyunca, AKP iktidarı devletin tüm imkanlarını parti imkanlarına dönüştürerek kullanırken, başta HDP olmak üzere muhalefete de ağır bir sansür ve ambargo uygulandı. Gazete ve Tv’lere el konulduğu, gazetecilerin başına silah dayandığı ve darp edildiği geçen süre boyunca AKP iktidarı adeta medyaya da savaş açtı.

TRT’de AKP’den başkası yasak!

Halktan alınan vergilerle yayınını sürdüren ve “kamu televizyonu” olması gereken TRT’deki uygulamalar, başta HDP olmak üzere muhalefet partilerine dönük sansürün adeta zirvesini ifade etti. HDP RTÜK üyesi Ersin Öngel’in, 1-25 Ekim tarihleri arasında yaptığı araştırmaya göre TRT dâhil 12 ulusal televizyon kanalında siyasi parti liderlerinin konuşmalarına 301 saat yer verildi. Buna göre de AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na canlı yayınlarda 238 saat yer verilirken, HDP’ye sadece 6 saat yer verildi. Davutoğlu’nun tüm kanallardaki canlı yayınlardaki oranı ise HDP’nin 40 katından fazla.

AKP adına seçim çalışması yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise muhtarlar toplantısı, açılış, konferans gibi adlarla gerçekleştirdiği etkinliklerde yaptığı konuşmalar TRT ve özel kanallarda toplam 138 saat canlı olarak yayınlandı. Sadece Erdoğan’a ayrılan süre HDP, CHP ve MHP’ye ayrılan canlı yayınlardan 2 kat daha fazla.

‘Demirtaş’ın sesine bile tahammül yok’

HDP’ye ayrılan canlı yayın süreleri, CHP ve MHP’ye ayrılan canlı yayınların da altında kaldı. Davutoğlu’na ayrılan 238 saatlik canlı yayına karşılık, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na 36, MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye 21,5, HDP’ye ise sadece 6 saatlik yer ayrıldı. Ayrıca sadece TRT’de, Davutoğlu’nun 30 saatlik programları canlı yayınlanırken, buna karşılık Kılıçdaroğlu’nun programları 5 saat, Bahçeli’nin programları 1 saat 10 dakika, Demirtaş’ın programları sadece 18 dakika canlı yayınlandı.

TRT Haber Kanalı, yine haber bültenlerinde dış seslendirme kullanarak HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın sesini de yansıtmadı.

HDP, TRT’ye konuk da olamadı

RTÜK’ün HDP’li üyesi Ersin Öngel’in yaptığı çalışmaya göre, Ekim ayı boyunca TRT ekranlarına 37 AKP’li aday konuk olarak alınırken, CHP, MHP ve HDP’den herhangi bir isim konuk alınmadı.

Ana akım medyaya HDP baskısı

Elinde bulundurduğu TRT’yi istediği gibi yöneten AKP iktidarı, ana akım medyayı da baskı ve tehdit politikalarıyla etkilemeye çalıştı. İktidar, özellikle de HDP temsilcilerinin ekranlara çıkmaması için ana akım medyanın genel yayın yönetmenleriyle özel toplantılar bile gerçekleştirdi. Ahmet Hakan’a yapılan fiziki saldırı ise, tüm muhalif gazetecilere verilen “ortak bir mesaj” olarak yorumlandı.
1 Ekim’de, CNN Türk’te yayınlanan “Tarafsız Bölge” programından sonra evine giden Hakan, evinin önünde saldırıya uğradı. Hakan’a saldıran kişilerin AKP üyesi olduğu açığa çıktı.

HDP olmadan HDP tartışmaları

İktidarın bu baskısı etkili olurken, 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye program ve ana haber bültenlerinde belli düzeyde yer ayıran CNN Türk, HABERTÜRK, Kanal D gibi kanallar, iktidarın dayattığı HDP ambargosunu kıracak bir tutum geliştirmedi. Birçok programda, HDP temsilcisi olmadan HDP tartışmaları yürütüldü. Seçimin son haftasına girilirken bazı ana akım kanallardan gelen programa çıkma tekliflerini ise HDP’ye yönelik kurumsal ambargonun sürdüğü ve yalnızca kendisinin davet edildiği gerekçesiyle HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kabul etmedi.

Ana akım medyadaki HDP sansürü, yalnızca görsel medyada değil, yazılı medyada da kendisini gösterdi. AKP iktidarının baskılarını göğüslemeyen birçok gazete, HDP haberlerine sütunlarında ya hiç vermedi yada küçük haber ve puntolarla geçiştirdi.

Cemaat medyasına el konuldu

Uzun süredir Cemaat medyasına dönük baskılarını yoğunlaştıran AKP iktidarı, en büyük müdahalesini ise seçime günler kala gerçekleştirdi.

26 Ekim’de, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi ile Koza İpek Holding ve bünyesindeki şirketlere kayyum atanmasına karar verildi. KANALTÜRK Televizyon-Radyo ile BUGÜN Gazete-Televizyon gibi medya şirketlerine bu yolla el koyan iktidar, darbe görüntülerini aratmayacak uygulamalarla bu şirketler ve onlara bağlı yayınlara fiilen müdahalede bulundu.

Özgür basın her zamanki gibi hedefti

AKP’nin özellikle Kürdistan’da devreye koyduğu özel savaş uygulamalarıyla birlikte, özgür basın kurumlarına dönük saldırılar ise her açıdan yürütüldü.

Başta Dicle Haber Ajansı (DİHA) olmak üzere birçok ajans ve haber sitesinin adresleri onlarca kez Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kararıyla erişime engellenirken, sahada haber takibi yapan muhabir ve gazetecilere de saldırılar arttı. Silvan’da, DİHA muhabiri Serhat Yüce ile Özgür Gün TV muhabiri Murat Demir’in kafalarına silah dayanarak ölümle tehdit edilmeleri ise özgür basına dönük saldırıların özet fotoğrafı oldu.

Polis Cumhuriyet gazetesini korumaya aldı!

Seçimlere iki gün kala ise, Cumhuriyet Gazetesi’nin İstanbul Şişli’deki merkez binası, “saldırı ihbarı” nedeniyle polis ablukasına alındı.
Gazetenin bulunduğu sokak ile bağlantı yolları polis bariyerleriyle kapatılırken, gazetenin önünde zırhlı araçlar bekletildi. Cumhuriyet Gazetesi, güvenlik önlemleriyle ilgili yaptığı haberinde, Türkiye’ye canlı bomba eylemi için geçen DAİŞ’lilerin üzerinde gazetenin adresinin çıktığını duyurdu.

Yandaş medya her gün AKP afişi olarak basıldı

Özgür, alternatif ve muhalif medyaya Cumhuriyet tarihinin belki de en ağır saldırıları gerçekleşirken, AKP’nin “satın aldığı” veya AKP’ye “teslim olmuş” yandaş ve havuz medya ise her gün AKP afişleri olarak basıldı. RTÜK eliyle birçok yayın organına cezalar yağdıran iktidar, her gün onlarca yalan ve manipülatif haberle algı yaratmaya çalışan bu Tv ve gazetelere ise daha fazla röportaj ve görüş vermekten başka bir şey yapmadı.

(sy) / DİHA

Print Friendly, PDF & Email
2015-11-02T13:31:23+00:00 2 Kasım 2015|

Leave A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.