Anayasa Mahkemesi Bir Özgür Bir Değil

İnternet haberciliğine getirilmeye çalışılan sansür hakkında son günlerde iki çelişkili karara imza atan AYM, zihinlerde soru işaretleri oluşturmaya başladı. Yeni soru ise; verilen kararlarda mahkeme üyeleri, sansürün Anayasayı ihlal edip etmediğine mi bakıyor, yoksa sansür uygulamalarının Anayasaya nasıl uydurulacağının yöntemlerini mi geliştiriyor?

Sansur_03(CopZoruyla)Son yıllarda kirli faaliyetleri su yüzüne çıktıkça bu faaliyetleri halka duyuran özgür basını engelleme çabalarını arttıran iktidarın, yargıdaki gücünü kullanarak bir yandan konuşan gazetecilerin tutuklanması, diğer yandan da basın kurumlarının baskı altına alınması şeklinde yürüttüğü susturma girişimleri çoğalırken, özellikle 2013 yılından bu yana çeşitli sansür yasalarıyla durdurmaya çalıştığı internet haberciliğine yönelttiği saldırıları mahkeme gündemlerinden düşmüyor.

“Ben Özgürlükten Yanayım”

AYM gündeminde ele alınan ilk örnek 8 Aralık tarihinde, Üsküdar 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nin borsagundem.com haber sitesinde yayımlanan “Çemaş-Çevik ilişkisi” başlıklı habere getirdiği engelleme kararının iptali yönünde gerçekleşti.

4. Sulh Ceza Mahkemesi, internet sitesinin savunmasını almadan içeriğin kaldırılmasına yapılan itirazında reddine karar verirken, borsagundem.com yönetimi kararı AYM’ne taşıdı.

Anayasa Mahkemesi ise, internet haberciliğine “sansür” anlamına gelen müdahalelerle içerik engellemesi yapmanın anayasanın koruma altına aldığı ifade ve basın özgürlüğüne aykırı olduğuna hükmederken, bu kararın “haber niteliği taşıyan içeriğin engellenmesinin ifade özgürlüğü ihlali olduğunu, internet haberciliğinin, basının temel işlevi olan gözetleyici’ görevini yerine getirdiği sürece basın özgürlüğü kapsamında kabul edilebileceğini” vurguladı.
Kararda yer alan ifadeler şu şekilde:

AYM_01Anayasa Mahkemesi, demokratik toplum düzeninin gerekleri açısından konunun değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, derece mahkemelerinin gerekçeli kararının ifade ve basın özgürlüklerine yönelik müdahaleyi haklı kılacak “konuyla ilgili ve yeterli gerekçeler” içermesi ve sınırlama amacı ile aracı arasında makul bir dengenin bulunması bakımından, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin yeterli olmadığı yönündeki şikâyetlerin kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
İnternet haberciliğinin, basının temel işlevi olan “gözetleyici” görevini yerine getirdiği sürece basın özgürlüğü kapsamında kabul edilebileceği değerlendirmesini yapan Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu haberin bu işlevi yerine getirdiğini, bu nedenle başvurucunun yayımladığı habere erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğunu vurgulamış, söz konusu yazıda Şirket hisselerinin fiyatlarındaki azalmaların şüpheli bulunduğunun ifade edilmesinin keyfî kişisel saldırı oluşturacak kaba hakaret olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.

Sonuç olarak Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile Anayasa’nın 28. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.

“Yoksa Değil Miyim?”

Yüksek Mahkeme’nin, aynı gün aldığı bir diğer karar ise, ‘basın özgürlüğü ve haber yapma/yayma hakkı‘nı savunduğu ilk kararıyla büyük bir çelişki yarattı.

TIB_01Son olarak 2014 Nisan ayında yürürlüğe giren 6518 sayılı kanun ile TİB Başkanı’na milli güvenlik, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden birinin varlığına kanaat getirmesi durumunda 4 saat içinde istediği sayıda internet sitesine erişimi kapatabilme’ yetkisi tanınırken bu haberlerin yayınlandığı internet içerik sağlayıcılarına da en az bir yıl boyunca tüm içerik ile trafik verilerini saklama ve elbette ki istendiğinde kamu kurumlarına sağlama zorunluluğu getirilmişti.

CHP ise bu yasanın bazı hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştu.

Yine 8 Aralık tarihinde başvuruyu karara bağlayan AYM, sadece “İçerik sağlayıcı, Başkanlığın bu Kanun ve diğer kanunlarla verilen görevlerinin ifası kapsamında, talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim eder ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri alır” maddesini iptal ederek internet servis ve içerik sağlayıcılarına getirilen yükümlülüğü ile bu işlemleri yerine getirmediği durumda uygulanması öngörülen para cezasını kaldırırken, TİB Başkanı’na tanınan olağanüstü sansür yetkisinin ve mahkeme karar olmaksızın erişimin engellenmesi uygulamasının ‘Anayasa’ya uygun’ olduğunu belirterek devamına hükmetti.

Buna göre internet siteleri kapatıldıktan 72 saat içerisinde aksi yönde bir mahkeme kararı çıkmazsa, TİB istediği siteyi veya içeriği tamamen kendi inisiyatifinde engellemeye davam edebilecek.

Bir Kararı İle Diğerini Hiçe Sayan Bir ‘Yüce Mahkeme’

Sansur-DevletSansuru_Internet_01Bu iki karar ile oluşan duruma göre ise Anayasa Mahkemesi, bir taraftan ‘internet haberciliğinin gözetleyici ve denetleyici bir işlevi olması dolayısıyla yapılan haber içeriği ile erişim engellemelerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu‘ vurgularken diğer taraftan, hemen sonrasında aldığı bir diğer karar ile de TİB’in istediği içeriği veya internet haber sitesini hiçbir hukuki karara bağlı kalmadan sansürlemesine, bu durumda TİB’in gerek Anayasa’nın ilgili hükümlerini ve gerekse AYM’nin aldığı nihai kararları da hiçe saymasına hiçbir şekilde müdahale etmeyeceğini taahhüt ederek, ‘Özgür Basın‘a getirilecek sınırsız sansürün yolunu da sonuna kadar açtığını açıkça belirtmiş oluyor.

– VU/İnadına Haber / 10 Aralık 2015 Perşembe –

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:13:07+00:00 10 Aralık 2015|

Leave A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.