Gezi’den artakalan samimiyetsizlik, acizlik, korkaklık

Cizre'deAnneKarnindaVurulanBebek-BeritanCan_20151220 Bugün kardeşçe yaşadığımızı savunduğumuz, vatan topraklarının bir diğer ucunda sokağa çıkma yasakları sürerken, katliamların şiddeti de gün geçtikçe artırıyor. İnsanlar 10’ar 10’ar öldürülürken geride kalanlar ise, yıkılan evlerini 1000’er 1000’er terk ederek bir bilinmeze doğru gitmek zorunda bırakılıyor. Evlerini terk etmeyenler temel ihtiyaçlarını karşılayamazken, öğretmenleri tarafından terk edilen ve savaşla büyümek zorunda bırakılan çocuklar ise eğitim alma hakkından faydalanamıyor.

Gezi, bu ülke topraklarında yaşayan her halktan insan için dönüm noktalarından birisi oldu. Ya da biz öyle sandık. Henüz üç sene önceydi… Berkin’den Medeni’ye, ölen herkese sahip çıkmış, tek yumruk olmuştuk. Sesimizi giderek yükseltmiş, ölümleri durdurmak için gecemizi gündüzümüze katıp aylarca süren direnişle sokakları evimiz bellemiştik. Adını sanını bilmediğimiz nice dost edinmiştik. Birlik mesajları vermiş, dayanışma duygumuzla övünmüştük. Devletin yıllardır Doğu’da terör estirdiği ve medyanın yıllarca bizlere yalan haber verdiği konusunda mutabık olmuştuk. Ya da olduğumuzu sanmıştık.

Devlet eliyle katledilen insan sayısı belli değilken, her şey tepetaklak olmuşken bu suskunluk niye? Gezi’den artakalan samimiyetsizlik, acizlik, korkaklık mı? Kimsenin o günlerde olduğu gibi sesini yükseltmeye cesareti kalmadı mı? Bu vurdumduymazlığın nedeni Doğu’nun yaşadığın yerlere uzak olması ya da bir gün aynı silahların sana doğrultulma ihtimalini yok sayman mı? Ölenler senin ırkından olmadığı için değersiz mi yoksa?

Doğulu insanlar göz göre göre katlediliyor, yerlerinden yurtlarından ediliyor; Batılılar ülkede iç savaş yokmuşçasına günlük yaşamına devam ediyor, nefes alıp vermenin keyfini çıkarıyor.

Vicdanlar susunca söyleyecek kelime bulamıyor insan. Oysa ölüm başucumuzda!

Kronik Muhalif | İnadına Haber

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:13:02+00:00 22 Aralık 2015|

Leave A Comment