Ankara ‘Savaş Suçları’na Devam Ederken Silahlı Güçleri ‘Yeni Gladyo’ Yolunda

Şırnak’ın Cizre ilçesinde geçtiğimiz hafta emniyet güçlerinin Cizrelilere karşı ağır silahlarla ve top atışlarıyla başlattığı saldırılardan kaçarak bir evin bodrumuna sığınan çoğu ağır yaralı durumdaki sivil yurttaşlar, bugün İçişleri Bakanlığı’nın onayıyla sığındıkları yerden çıkarak ambulanslara ulaşmaya çalışılırken yeniden saldırılar başladı. Yaralı olarak ambulansa ulaşmaya çalışan Sultan Irmak’ın da emniyet güçleri tarafından öldürülmesinin ardından yaşamını yitirenlerin sayısı 7’ye yükselirken bodrumun bir duvarının da ağır bombardıman sonucu yıkıldığı öğrenildi.

CizreSaldirilari_05-20160126Abluka altında 48. gününe giren Cizre’de, bir hafta önce emniyet güçlerinin tank ve top atışlarıyla başlattığı saldırılardan kaçarak geçtiğimiz Cumartesi günü bir evin bodrumuna sığınan sivil yurttaşların durumları, devletin yönetim kademesi ile kendisine bağlı hareket etmesi beklenen silahlı güçleri arasındaki kopukluğun ve devletin resmi silahlı güçlerinin gerek kanun ve kural tanımazlığının, gerekse Ankara’nın resmi talimatlarına itaatsizliğinin açık bir göstergesi haline geldi.

Bölgeden alınan bilgilere göre saldırılardan kaçarak bir evin bodrumuna sığınmaya çalışan, toplamda 31 sivil yurttaştan 6 tanesi 29 Ocak tarihine kadar tıbbi müdahaleler ile yardımların engellenmesinden dolayı ve çoğunluğu kan kaybından olmak üzere hayatlarını kaybederken, geriye kalan 25 kişiden 16’sının da, 5’inin durumu ağır olmak üzere yaralı olduğu bilgisine ulaşıldı. Yaralıların içerisinde 15 yaşında bir de çocuk bulunuyor. Emniyet güçlerinin bugün İçişleri Bakanlığı talimatlarına karşı çıkarak gerçekleştirdiği saldırı sırasında ise yaralı sivillerden bir tanesi daha yaşamını yitirdi.

İçişleri Yurtaşlara “Çıkın” Dedi, Talimat Cizre’ye “Vurun” Diye Ulaştı

Cizre’nin Cudi Mahallesi’nde sığındıkları bodrumda 8 gündür hastaneye kaldırılmayı bekleyen 16 yaralının ve ambulans gelmediği için yaşamını yitiren 6 yurttaşın cenazesinin bulundukları yerden çıkartılarak eve 700 metre uzaklıktaki Emir Tacdin Sokak’ta bekleyen belediye ambulanslarına taşınacağı sırada devlet güçleri, bina ve bulunduğu sokağa dönük saldırılarına yeniden başladı.

HDP milletvekillerinin, İçişleri Bakanlığı’nda yetkililer ile görüştükleri sırada telefonla bağlantı kurulan yaralılara bakanlık yetkilileri tarafından “binadan çıkın” denilmesine rağmen, saldırılar ve top atışları yeniden başladı. Telefon görüşmesi sırasında patlama ve bağırış seslerini duyulurken, kısa süre sonra yaralılarla irtibat kesildi. Bakanlık yetkilisinin nezaretinde yapılan bu görüşme sonrasında yeniden bağlantı sağlandığında ise bu kez de yaralılardan durumu ağır olan Sultan Irmak’ın yaşamını yitirdiği öğrenildi. Ancak Sultan Irmak’ın yaşanan saldırıda mı yoksa durumunun ağırlaşması sonucu mu yaşamını yitirdiği telefon bağlantısında teyit edilemedi.

Yapılan saldırılarda yaralılardan bulunduğu bodrum katının bir duvarının yıkıldığı da bu görüşmede aktarıldı.
Bugün yaşanan son can kaybı ile 8 gündür sığındıkları bodrum katında mahsur kalan yaralı sivil yurttaşlardan hayatını kaybedenlerin sayısı 7’ye yükseldi.

Ankara Kendi Silahlarına Söz Geçiremez Duruma Geldi

27 Ocak günü İçişleri Bakanlığı ve HDP milletvekilleri arasında gerçekleştirilen görüşmeler sonrasında İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla ambulansların bölgeye girişine izin verildiği bilgisinin açıklandığı sırada ambulansların yola çıkışı ile birlikte ağır silahlı saldırılar da yeniden başlamıştı. Bölgeye ulaşan ambulanslar, güvenlik güçleri tarafından “Defolun gidin buradan, sizi kim gönderdi? Bakanlık talimatlarını falan tanımayız biz, bakan da kim oluyor? Kimmiş bakan makan?” ifadeleriyle geri çevirilmişler va tacizlere uğramışlardı.

Bölgenin Yeni İktidarı, ‘Yeni Gladyo’

Yaşanan son gelişmeler hakkında açıklamalarda bulunan çeşitli strateji uzmanları, bu durumun Haziran seçimleri sırasında Ankara tarafından örgütlenmeye başlanan yeni güvenlik yapısının son zamanlarda gittikçe kontrolden çıkmaya başladığı yönünde yorumlarda bulunuyor.
CizreSaldirilari_03a-20160126Özellikle Polis Özel Harekat, Jandarma Özel Harekat ile birlikte bölgede sivil halkın üzerine sürülen çeşitli emniyet ve ordu birimlerine verilen yetkilerin, yine kendilerine verilen talimatları misliyle aşması ve kendilerine bir çeşit ‘dokunulmazlık‘ ve ‘hesap sorulmazlık‘ kalkanı sağlanması sonrasında, bilhassa milliyetçi, ırkçı ve kin içerikli duygularla beslenen bu yeni oluşumların, bölge halkına karşı her geçen gün artan şiddette çeşitli nefert operasyonları gerçekleştirdiği vurgulandı.
7 Haziran’da startı verilen ‘Sarayın Savaşı‘ ortamı nda en büyük tehlike olarak görülen, bu kontrolsüz güç ve yetki kullanımının yeni bir gladyo yapısına dönüşmesi durumu ise son günlerde yaşanan bu gelişmeler ışığında hayata geçirilmiş görünüyor.
Ankara ise bir yandan, gerek yaptığı basın açıklamalarıyla, gerekse kendi basını aracılığıyla yaptırdığı asılsız haberlerle ortamı sakin göstermeye ve gündemi değiştirmeye çalışırken, artık ‘savaş suçu‘ sınıfına giren ve tamamen kontrolden çıkmış biçimde yürütüldüğü son günlerdeki gelişmelerle de gözler önüne serilen silahlı faaliyetler ile hukuksuzluklar hiçbir şekilde gizlenemiyor.

image

Yürütülen bu kirli savaşın bilançosu ise gün geçtikçe ağırlaşıyor. Cizre ablukasının 48. gününde yaşamını yitiren sivil yurttaşların sayısı 70’i aşarken, Saray’ın savaş talimatı verdiği 7 Haziran’dan bu yana 446, sadece abluka ve sokağa çıkma yasaklarında ise en az 220 sivil yurttaş emniyet güçleri tarafından katledilmiş durumda.

HDP’den Açıklama: “İnfaz Ve Katliamların Sorumlusu Bizzat AKP’dir”

Cizre’de yaşanan savaş suçlarının durdurulmasına yönelik girişimlerde bulunan ve 26 Ocak’tan bu yana açlık grevinde bulunan HDP milletvekilleri de bugün, Cizre’de yaşanan insanlık dramı ve yargısız infaz girişmleriyle ilgili bir açıklama yaptı.

İçişleri Bakanlığı yetkilileriyle varılan uzlaşma doğrultusunda verilen talimatlara rağmen kaymakamlık ve emniyet güçlerinin, bölgede gerçekleştirmekte oldukları ağır silahlı saldırıları durdurmayacakları yönünde açıklamalarda bulunduğunun vurgulandığı açıklamada, bölgeye ulaşmaya çalışan belediye ve sağlık personeline de ateş açıldığı, top atışları dolayısıyla bir kısmı yıkılan binanın altında kalan yaralıların, tüm uluslararası hak ve yasalar çiğnenerek infaz edilmeye çalışıldığı ve şu ana kadar müdahale edilememesinden dolayı hayatını kaybedenler ile birlikte binada mahsur kalan yaralıların da yaşamlarını yitirmeleri durumunda temel sorumlusunun AKP Devleti olduğu belirtildi.

[x_accordion_item title=”HDP tarafından bugün yapılan açıklamanın tam metni için tıklayın.”] Basına ve Kamuoyuna

Sekiz gündür Cizre’deki vahşet bodrumunda bekleyen, aralarında yaşamını yitirenlerin ve ağır yaralıların da olduğu yurttaşlarımızın hastanelere nakledilmesi için yürüttüğümüz girişimler bu sabahtan itibaren de saat 07.00’den 15.00’e kadar aralıksız bir şekilde devam etmiştir. Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı Koordinasyonunda oluşturulan Kriz ve Koordinasyon Masasından gerekli güvenceler alındıktan sonra Cizre Belediyesi’nde bekleyen sağlık ekipleri ve belediye ambulansı sabah 09.30 sularında yaralıların bulunduğu vahşet bodrumuna intikal etmek üzere hareket etmiştir. Girişimlerimiz sonucu belediye ambulansına, vahşet bodrumuna gitmek üzere Sağlık Bakanlığı’na bağlı ambulanslar da eşlik etmiştir. Ambulans ve sağlık ekipleri, cenaze ve yaralıların alınabileceği son noktaya yaklaşık 150 – 200 metreye kadar yaklaşabilmişlerdir.

Ambulansların hareket etmelerinden itibaren kriz koordinasyon merkezi ve yaralılarla kesintisiz olarak telefon iletişimi tarafımızdan sağlanmıştır. Ambulansların gidebileceği son noktaya ulaşmasından sonra, Sağlık Bakanlığı Kriz Koordinasyon Masası tarafından heyetimize, 15 dakika içerisinde yaralıların bulundukları bodrum katından çıkmaları durumunda alınabileceklerine dair onayın iletileceği belirtilmiştir. Heyetimiz bu onayı beklediği süre içerisinde bodrumda bulunan yaralılarla telefon temasını aralıksız bir şekilde sürdürmüştür. Kriz Koordinasyon Masasından henüz onay gelmeden ve yaklaşık yarım saatlik bir gecikmenin yaşandığı anda, yaralıların bulunduğu bodrum katından büyük patlama ve silah sesleri tarafımızca bizzat telefon bağlantısı ile duyulmuştur. Bu esnada, yaralıların ”Bize ateş açılıyor, içeriye bomba atıldı, bizi öldürecekler, yardım edin, ne diyorlar…” çığlıkları duyulmuş ve bu anlar tarafımızca kayıt altına alınmıştır. Bu patlama ve yardım sesleri, Hükümet ve devlet yetkililerine de aynı anda telefon aracılığıyla tarafımızca dinletilmiştir.

Hükümet yetkilileri tarafından gerekli insani müdahalelerin hemen yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, yaralılarla telefon irtibatımızın olduğu süre boyunca herhangi bir olumlu gelişme yaşanmamıştır. Saldırı akabinde yaralılar ile belli aralıklarla sadece iki telefon görüşmesi şansımız olmuştur. Bu görüşmelerde yaralılar, enkaz altında kaldıklarını, nefes almakta zorlandıklarını, hareket edemez durumda olduklarını ve destek olmaksızın dışarı çıkamayacak hale geldiklerini ifade etmişlerdir. Vahşet bodrumunda mahsur kalanlar bu telefon konuşmamız sırasında yaralılardan bir kişinin daha yaşamını yitirdiğini de iletmiştirler. Bu görüşmeden itibaren yaralılarla olan telefon bağlantımız tümden kopmuştur.

Söz konusu andan, açıklamamızın kaleme alındığı şu ana kadar, yaralılarla iletişim kanallarımız hala kapalı durumdadır. Bu bilgileri aktardığımız Kriz ve Koordinasyon Masası yetkilileri, o binada herhangi bir askeri müdahalenin olmadığını, dolayısıyla bir enkaz durumunun söz konu olamayacağı iddiasında bulunmuş, yaralıların kendi olanaklarıyla dışarı çıkmak için çaba göstermeleri gerektiğini belirtmişlerdir.

Bu gelişmelerle birlikte, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Koordinasyon ve Kriz Merkeziyle defalarca yapılan telefon görüşmelerinde durumun son derece vahim olduğu, tüm yaralıların can kaybıyla ilgili ciddi kaygı taşıdığımızı, hareket edemeyecek durumda olan yaralıların mutlaka dışarıdan gidecek sağlık ekipleri tarafından alınmaları gerektiğini belirttik. Saatlerce süren ısrarlarımıza rağmen, Kriz ve Koordinasyon Merkezi tarafından dışarıdan kurtarma ya da sağlık ekibinin oraya gidemeyeceği, buna izin verilemeyeceği tarafımıza iletilmiştir. Bir süre sonra iki belediye personeli ve sağlık görevlisinin, bu bilgilerin doğruluğunu yerinde gözlemleme ve yaralılara ilk müdahaleyi yapması konusundaki talebimiz Hükümet yetkililerince reddedilmiştir. İçişleri Bakanlığı yetkilileri ile yaptığımız ısrarlı görüşmeler sonucunda bu talebimiz kabul edilmiş, Cizre Belediyesi’nden iki görevli ve hazır bulunan sağlık ekibinden iki sağlık emekçisi bodrum katına intikal etmek üzere harekete geçmiştir. Ancak bu girişimimiz, olay mahallinde artan silah ve patlama sesleri ile akamete uğramıştır. Sağlık Bakanlığı ve Cizre Kaymakamı’nın bu insanların can güvenliğini sağlayacak koşulların olmadığını ifade etmeleri üzerine bu çabamız da sonuçsuz kalmıştır. Zira yetkililer, bölgedeki güvenlik personelinden ateşi kesmelerini isteyemeyeceklerini, böyle bir şeyin mümkün olamayacağını ifade ederken, belediye ve sağlık personellerinin ancak ateş hattından geçebileceklerini iletmiştir. Ateş devam ettiği için de, gerek 112 ambulansı, gerek Cizre Belediyesi ambulansı, gerekse de sağlık görevlileri 15.00 sularında alandan çekilmek zorunda kalmıştır.

İçinde bulunduğumuz durumun vahametinden dolayı heyetimiz, Cizre Kaymakamı ve Kriz Koordinasyon Merkeziyle tekrar bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşmede vahşet bodrumunda bulunan yaralıların annelerinden oluşan bir grup tarafından alınması talebi ilgili yetkililere iletilmiştir. Ancak, bu istemimize de diğer pek çok talebe olduğu gibi olumsuz yanıt verilmiştir.

Şu an itibariyle, yaralıların can güvenlikleriyle ilgili taşıdığımız kaygı, sekiz günlük süre boyunca hiç olmadığı kadar yüksektir.

İsimleri Hükümet ve kamuoyunun da bilgisi dâhilinde olan bodrumdaki yaralıların yaşamlarını yitirmelerinin temel sorumlusunun; gerek evrensel normlar, gerek tarih, gerekse de hukuk önünde AKP devleti olacağını belirtmek isteriz.

Sekiz günlük çabamız ve özellikle bugünkü tanıklığımıza göre, bir an önce vahşet bodrumundaki yaralıları hastanelere ulaştırması gerekenler, sorumluluktan kurtulmak için olası infazları meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle gerek ulusal, gerekse de uluslararası kamuoyuna ve ilgili kurumlara acil duyarlılık çağrısı yapıyor, kendisine insanım diyen herkese de, 21. yüzyılda sergilenen bu vahşete karşı yaşamdan ve insanlıktan yana tutum almaya çağırıyoruz.

Açlık grevini dördüncü gününde sürdüren bizler, vahşet bodrumunda bulunan insanların naklinin sağlanması için çabalarımızı sürdürmekteyiz.

Halkların Demokratik Partisi Grup Başkanvekili İdris Baluken
Halkların Demokratik Partisi Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş
Halkların Demokratik Partisi Urfa Milletvekili Osman Baydemir

30 Ocak 2016 [/x_accordion_item]

– İnadına Haber / 30 Ocak 2016 Cumartesi –

Kaynak: DİHA, CHA, Yurttaş Muhabirler

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:12:46+00:00 30 Ocak 2016|

Leave A Comment