Avrupa “Mülteci Anlaşması Rüşvet Değil, Sivil Halka Yönelik Katliamlar Derhal Durmalı” Dedi

Bugün Strasbourg’da toplanan Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirilen Türkiye’nin Güneydoğusundaki Durum başlıklı oturumda, Türkiye’nin Kürt halkına yönelik yürüttüğü savaş ile bölgede yaşayan sivil yurttaşlara yönelik saldırılar ele alındı.

Oturumdaki ilk konuşmayı Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn yaptı. Kuzey Kürdistan’daki durumun endişe verici olduğunu vurgulayan Hahn, “Ateşkes talebinde bulunuyoruz ve barış görüşmelerinin yeniden başlamasını istiyoruz. Ocak ayındaki görüşmelerimiz de bunu yeniden dillendirmek için iyi bir fırsat. Barış görüşmelerinin yeniden başlaması yaşanan soruna en iyi çözüm yöntemidir. PKK de Türkiye’ye saldırılarını durdurmalı ve diyalog sürecine geri dönmeli” ifadelerinde bulundu.

“Mülteciler Anlaşması, Yaşanan Katliamların Diyeti Olamaz”

Sonrasında Hristiyan Demokrat Grubu adına söz alan milletvekili Renata Sommer, olağanüstü hal uygulamalarının haftalardır sürdüğüne işaret ederek, “Türk devlet güçleri ağır silahlarla sivillere saldırıyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar yaşamını yitirdi. Hareket eden her şeye ateş ediliyor, insanların hareket etmesi mümkün değil. Bu da 17 Kürt ilçesinde yoğun şekilde sürüyor. Telefon, internet yok, gıda su ihtiyacı bile karşılanmıyor. İnsanlar kendi topraklarını terk etmek istiyor, bir milyon kişi etkileniyor ve 250 bin kişi evlerini terk etti. PKK’ye karşı mücadele adı altında Kürt halkı hedef alınıyor. Bu bölge savaş bölgesi durumuna geldi. Böyle sessiz kalmamız kabul edilemez” vurgusunu yaptı.

Sırf mülteciler konusunda bir takım anlaşmaların yapılmış olması sebebiyle Türkiye’nin Kürt halkına yönelik saldırılarına sessiz kalınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Sommer, “Bir insanlık dramı yaşanıyor, Avrupa Birliği’nin değerleri söz konusu. Hareket etmeliyiz ve sorumluluklarımız var. Ayrıca bu duruma müdahale etmezsek yeni bir Kürt göçü dalgası ile karşı karşıya kalacağız.” dedi.

“IŞİD’e Destek Verenler Bölgede Katliam Gerçekleştirirken AB Ne Yapmayı Düşünüyor?”

AP Türkiye Raportörü Kati Piri, durumun ciddileştiğini, Cizre’de yaşayan halkın evlerini terk etmek zorunda kaldığını vurgularken, “200 binden fazla insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. PKK milisleri ile devlet güçleri arasında çatışmalar sürüyor. Bu sivil toplumu çok ciddi etkiliyor. İnsanlar evlerini terk edemiyor. Güvenlik güçleri, bölge halkını küçük düşürüyor. Yaşlı, kadın ve çocuk kaybı çok yoğun. Nasıl 16 yaşındaki çocuk kan kaybından yaşamını yitiriyor” dedi.

Muhafazakar Grup adına söz alan Mark Demesmaeker ise, Erdoğan ve AKP’nin IŞİD’e karşı mücadele etmediğini, aksine Kürtlere savaş açtığını belirtti. “Biz de buna karşı sessiz kalıyoruz. Ben bu durumdan utanıyorum, çünkü AB Kürt vatandaşları savunmuyor, desteklemiyor. Bundan dolayı utanıyorum. Kürt halkı bölgenin tek gururlu halkı ve bizimle IŞİD’e karşı mücadelede tek ittifak gücümüz” diyen Demesmaeker, AB Komisyonu’na da bu konuda ne yapacakları sorusunu yöneltti.

Liberal Grup adına söz alan Alexander Graf Lambsdorff, Kürt sorununun tek çözüm yönteminin siyasi olduğunu ve Ankara’nın Kürt halkının otonomi talebine karşı çıkmak için hiçbir gerekçesinin olmadığının altını çizdi.

Merkel, EP

“Türkiye Hükümeti’ne Göre Barış İsteyen Herkes PKK’li, 7’den 77’ye Herkes Terörist”

Sol Grup adına konuşan Takis Hadjigeorgiou, “AP Karma Parlamenterler Meclis toplantısından geliyorum. Komisyon başkanı yaşananların tek sorumlusunun PKK olduğunu söyledi. Yarım milyon insanın evinden çıkmasının yasaklanmasına gerekçe olarak da herkesin PKK’li olmasını gösterdi. Az önce HDP’li bir milletvekilinden mesaj aldım. Tanklarla çevrili bir evde mahsur kalan milletvekili ‘Belki de bu benim en son telefon konuşmamdır’ dedi” sözleriyle görüşlerini aktardı.

Yeşiller Grubu Eşbaşkan Yardımcısı Ska Keller Türkiye genelinde şu anda çatışmalı bir ortam olduğunu belirterek, barış isteyen akademisyenlere yönelik linç kampanyalarına dikkat çekti. Akademisyenlerin Erdoğan ve mafya lideri Peker tarafından tehdit edildiğini de hatırlatan Keller, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin ağır işlemesini Erdoğan’ın iç siyaset aracı olarak kullandığını da vurguladı. Keller, aynı hataya yeniden düşmemek gerektiğini ifade etti.

Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Knut Fleckenstein ise Türkiye ile mülteciler konusunda bir anlaşma olduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin tek şartının müzakere başlıklarının açılması olduğunu ancak bu gelişmeler yaşanırken Türkiye ile yanlış müzakere başlıklarının açıldığını belirtti.

Liberal Grup’tan Marietje Schaake de, sadece göçmen krizinde Türkiye ile anlaşmaya varılması sebebiyle, şu anda Kürdistan’da yaşanan gelişmeler karşısında sessiz kalınmasını eleştirirken, “Dikkatli, uyanık olmalıyız, ‘terörizme’ karşı mücadele adı altında Türkiye’deki sivillerin ölümüne göz yumamayız” dedi.

Marie-Christine Vergirat, Türk devletinin bölgeyi savaş bölgesi haline getirdiğini vurgulayarak, “Saldırılar HDP’li vekillere yöneliyor, gazeteciler, sendikacılar, akademisyenlere yöneliyor. Terörizme karşı mücadele adı altında sivillere yönelim var. Çok sayıda kadın ve çocuklar yaşamını yitirdi. 5 yaşındaki terörist…, kiminle dalga geçiyoruz. Bu konuda AB tek yanlı bakış açısından vazgeçmeli. Türk hükümetini barış görüşmelerini yeniden başlatmaya davet etmeli. Acil bir şekilde resmi bir heyetin organize edilmeli” ifadelerinde bulundu.

Milletvekillerinin görüş bildirmesi ardından yeniden söz alan AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, Türkiye’nin üyelik müzakereleri konusunda ısrarcı olmak gerektiğini söylerken, Kürt meselesinin çözümü ve saldırı altında yaşam mücadelesi veren Kürtlere de yardım etmek istediklerinin altını çizdi.

– VU/İnadına Haber / 20 Ocak 2016 Çarşamba –

Kaynak: BBC, ETHA, CNN

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:12:47+00:00 20 Ocak 2016|

Leave A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.