Ölsün Tüm Çocuklar, Kurşuna Dizilsin Tüm Karşı Olanlar

Hem de anneleriyle, nineleriyle beraber ölsünler. Hatta onların cansız bedenlerini sokaktan toplamaya gidenleri kafalarından enselerinden infaz etsinler. Çoklar da zaten, üçer beşer indirsen kime ne farkeder?

Yaşam hakkı da ne demek? Şimdiye dek verdik de ne oldu? Nankör bunların hepsi, ekmek su nelerine yetmedi?
1990’lar az gelmiş demek, beyaz toroslardan ordu sürmek lazımmış, yeni ford rangerlardan binlercesi gerek artık…

Bayrağı öpmeyeni teker teker bulup çıkartmalı bu vatanın şerefli özel harekatçıları, korkusuz askerleri,
Yürekleri tetiklerinde, mermileri Kürtlerin gövdelerinde olmalı, gördüklerini indirmeli yorulmadan, usanmadan

Yetmez elbette, yasalar çok fazla özgürlük sağlıyor bunlara, değişmeli hepsi de…
Söz dinlemeyen kurşuna dizilmeli anında, topluca infaz edilmeli sokaklarda, ve hatta cesetleri sokaklarda çürümeli, ta ki soyları kuruyana kadar…

Cumhurbaşkanımız ne hoş demiş, hepimizin yüreğinden geçeni söyleyivermiş “Bizim istediklerimiz 40’ların Almanyasında bile var” diye,

Dini dinimizden olmayanın da yeri yok memleketimde, bölünmez bir bütün olan vatanımda, Diyarbakır’ımda, Hakkari’mde, Muş’umda, Tunceli’mde, kucakladığım ve yaşadığım her bir karış toprağında.
Ermenisi de, Kürdü de, Süryanisi de, Alevisi de ya çeksin gitsin bu topraklardan, ya dönsün yüzünü dinime, ya da benim yiğit gladyom, askerim polisim, çetelerim baksın icabına, kan gövdeyi götürsün, şehirler yansın icabında, benim kutsal ırkıma düşen gölge kalkana kadar…

Ama demeye bile gerek yok, onlar da gönülden yapıyorlar zaten üstlerine düşeni, onyıllarca başarıyla yaptıkları gibi… helal ediyorum onlar için yıllarca verdiğim vergileri, örtülü ödeneklerden ödenenleri…

İnsanlık diyorlar, barış diyorlar, arkasından teröristlik yapıyorlar. ‘Gazeteciyim‘ diyorlar, ‘Barış Elçisiyim‘ diyorlar, yalan söylüyorlar hep, Cumhurbaşkanım yanlış mı diyecek…

Sadece doğuda da değil, başkentte bile bir sürü var bunlardan, İzmir’de, İstanbul’da, Adana’da…

Sur’da, Şırnak’ta, Varto’da ne yapılıyorsa burada da yapılmalı. Buradakilerin de inlerine girilmeli. Tanklar gezinmeli kentlerimde, topa tutmalı inlerini,
Cumhurbaşkanıma, bakanıma laf eden anında indirilmeli, hepsi mahalle aralarında, kuytularda, sokaklarda infaz edilmeli, ta ki vatan bölünmeyene kadar…

* * *

Bunları yazarken bile ellerim titredi, getiremedim gerisini…

Bugün ülkede bunlar oluyor, bunlar düşündürülüyor, bunlar sokuluyor bu ülkenin insanlarının aklına. “Çocuklar ölmesin” diyeni alkışlatan Beyazıt Öztürk özür diliyor, ‘kazara oldu‘ diyor pişkince, ‘hah tamam, şimdi oldu’ diyor TV başında kıçını büyüten safkanlar da, sanırsın dünyanın sahibi…

Faşizm büyüyor, öyle 20-21inci yüzyılinki de değil, bildiğin 1939 model Nazi Faşizmi hem de. ‘Nasyonal Sosyalist‘ler hala kendini solcu zannederken ırkçılık damarlarını kemiriyor, ruhlarını çürütüyor kendi gerçek soylarını bile kestiremeden,
Sanırsın hepsi dün Urallardan göç etmiş ama beşbin yıllık Anadolulu aynı zamanda, esmer Türk, sarışın Türk, kumral Türk, kıvırcık Türk?

Naziler&Turkiye_04

ABD’ye laf edildi yıllarca, hatta 11 Eylül’de dalga bile geçildi “Süpermenleriniz, Spiderman’leriniz nerede şimdi, kurtarmaya gelmediler mi?” diye. Doğruluk payı da vardı, bekledi birçoğu, en azından bir kahraman kurtarır diye. Sadece Hollywood değil tüm dünyaya nam salmış askerleri, kahramanları vardı, tankları, topları, nükleerleri vardı, izin vermezlerdi. Öldüler…

Bu topraklarda da bir takım kahramanlık destanları sürüp gidiyor yıllardır, sahte bir hamaset pompalanıyor yalan hikayeler ve destanlarla yüzyıllar gerisinden. Halkını sömüren, tebasını ırgatlaştıran taht sahipleri yıldızlaştırılıyor, yeni heveslilerine yol açılabilsin diye.

Yüzyıl önce kanını dökenler, ülke kuranlar, meze ediliyor kurt sofralarında, malzeme yapılıyor saltanat planlarında. Bu malzemelerle yürütülen planlarda, körüklenen faşizmin tuzağına düşenler ise evlerinin salonlarında keyif çatarken, AVM’lerde iç çürütürken, gün geçtikçe insan yaşamına verdiği değeri azaltıp ahlakıyla birlikte yerle yeksan ederken, sadece çocuklar ölmüyor artık insanlık da ölüyor, hem de kan revan içerisinde…

* * *

İşin en acısı ise, bu yazılanlar artık sadece birer ‘vahşi temeni‘ olmakla da kalmıyor, hepsi hayata bir bir geçiriliyor.
7 Haziran günü halkın sandığa aktardığı iradesinin hiçe sayılması ile start verilen ‘Sarayın Savaşı‘, tam da 1990’larda zirve yapan gladyo zihniyetli totaliter devletin bölgeye tanklı, toplu cinayetleriyle yansıması haline geldi. 7 yaşından 70 yaşına sokak ortasında katledilen masumlar günlerce çürümeye terkediliyor. Zırhlı araçlarında bilgisayar oyunu oynar gibi ruhsuzca tetik çekenler, bir telsiz onayıyla gencecik canlara kıyıveriyor.
Yerlerde çürümeye bırakılan cansız bedenlerini almaya gelen dedeler kapıdan çıkar çıkmaz indiriliveriyor, canilerin hedef seçimlerinde hamile kadınlar adeta ‘bonus toplar gibi‘ özellikle seçiliyor.
Sokaklarda öbeklendikçe cansız bedenler, topluca Adli Tıp koridorlarına atılıveriyor. Yeni çıkartılan yönetmeliklerle yakınlarının ulaşmasına engel olunan cenazelere toplu mezar yolu açılıyor.

Arka planda yüzyıllar gerisinden cesaret pompalayan köhne mehter marşları, tetikçilerin dillerinde ise, gömüldükleri günahlarıyla ve döktükleri kanlarla kirlenmiş, samimiyetten ve inançtan yoksun ‘kutsal‘ ayet parçaları…

Şarjörler boşaldıkça, bombalar masum canlara kıydıkça sanıldı ki ülke kurtuluyor, vatan artık bölünmüyor, kahramanlar bizi kurtarmaya geliyor.

20160107_Silvan’daPolisInfaziKamerada@KizilBayrak_01

Özel Harekat Polislerinin Silvan’da Zırhlı Araç İçerisinden Otomatik Silahlarla Gerçekleştirdiği ‘Yurttaş Avı’ndan

Ama çok yanıldın ey vatandaş; o kurşunlar sıkıldıkça insanlık acıdı, o bombalar düştükçe ülkenin namusu kirlendi, o canlara kıyıldıkça ar damarı çatladı ülkenin, ahlakı tükendi katliamlara alkış tutanların. Belki farketmedin ama ülke ‘dönülmez akşamın ufkuna‘ doğru koşarak ilerliyor, şarkı değil hem de gerçek anlamda, hala uyanmazsan senin de sonun çok yakın.

Dün Sur’da, Şırnak’ta, Silopi’de kan kusanlar yarın senin de evine geliyor artık. İktidarın 2016 yılı planlarına göre özel Harekatçıkarın sayısı üçe katlanıyor, batıdaki kentlerde de ‘Savaş Karakolları‘ kuruluyor. Cumhurbaşkanına, iktidara söz etmeye kalkanlara o pek ‘kutsal ve yüce devletin kanlı yumruğu‘ indirilmeye hazırlanıyor.
Senin uyumadan önce TV başında dinlediğin ‘memleket savunması’ hikayeleri veya ‘vatan kurtarıyoruz’ masalları gerçek yüzünü gösteriverecek sana da tüm çirkinliği ve kokuşmuşluğuyla, hala o tatlı uykundan uyanamamışsan eğer…

* * *

Safını belli etme zamanı geldi de geçiyor artık, bundan başka da yolu yok;

Ya boyun eğmeye devam edeceksin, sana yutturulmaya çalışılan yalanlarla doyuracaksın karnını, geçmişin kirli hayalleri arasında uyuşmaya devam edeceksin, 2 kuruşa ruhunu iktidara satacak, okunagelmiş masallarla uyuşup kaybolacaksın saltanat sofrasından sana layık görülen kırıntıların arasında, tepene tırmanan katil ve hırsızların en altında,

Ya da silkineceksin ve toparlamaya başlayacaksın o etrafa saçtığın, parça parça ettiğin değerlerini, yeniden kaldıracaksın insanlığını, verilecek 3 kuruştan çok değerli olan onurunu, o paha biçilemez ahlakını.

Biz her zaman ‘İnsanlık‘ diyeceğiz, ‘Barış‘ diyeceğiz, ‘Özgürlüğü‘ savunacak, ‘Onur‘ için mücadeleye devam edeceğiz.

Dün ‘Çapulcu‘ diyorlardı iktidarın suçlarını yüzüne vuranlara, hırsıza hırsız, katile katil diyebilenlere,
Bugün de ‘Terörist‘ diyorlar aymazca, pişkince, ‘Devlet‘ aygıtının tüm makineleriyle yarattıkları ‘terör‘ ortamında baş aktör olduklarını inkar edercesine,

O zaman ‘Çapulcu‘ küfrünü birer onur nişanesi olarak üstlenmiştik, “kötü laf sahibinin iç yansımasıdır, aynadaki aksidir” diye

Bugün de aynı düşünceyle ve gururla diyoruz “İnsanlık, Barış, Özgürlük ve Onur söylemlerimize layık gördüğünüz bu ise, alın işte o zaman, HEPİMİZ TERÖRİSTİZ” diye…

– Onurlu Bir Çapulcu / 11 Ocak 2016 Pazartesi –

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:12:51+00:00 11 Ocak 2016|

Leave A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.