Ölülerden Korkan İktidar’ın ‘Toplu Mezar’ Hamlesi Resmi Gazete’de

Yakınlarını Sarayın Savaşı‘nda kaybeden yurttaşların, Anayasa tarafından teminat altına alınan ölülerini gömebilme haklarının devlet tarafından çiğnenmesini AYM‘ne götürmesinin ardından iktidar yine Anayasal bir suç işleyerek Adli Tıp Yönetmeliğinde, sokağa çıkma yasakları nedeniyle defnedilemeyen cenazeleri ilgilendiren acil bir değişikliğe gitti. 7 Ocak tarihinde Resmi Gazete’de yürürlüğe giren düzenleme doğrultusunda cenazelerin, yakınlarına haber verilmeden kimsesizler mezarlığına veya hükümet tarafından belirlenecek toplu mezarlara gömülmesi tehlikesi doğdu.

Sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerde hayatını kaybeden en az 50 sivil yurttaş gömülmek için beklerken, dün aniden değişen yönetmelikle, üç gün teslim alınmayan cenazelerin belediye veya mülki amire teslim edilerek gömülmesi kararlaştırıldı. Halka karşı yürütülen savaş ve operasyonlar nedeniyle can güvenlikleri kalmayan yurttaşların, beyaz bayrakla, hatta polisin teminat verdiği durumlarda bile cenazelerini almak için dışarı çıktıklarında dahi yaylım ateşe tutulmaları dolayısıyla morgdan alamadığı cenazelerinin, tören bile yapılamadan kimsesizler mezarlığına veya 1990’lardan hatırladığımız üzere ‘toplu mezarlara’ gömülmeleri tehlikesi oluşmuş durumda.

Taybet İnan’ın Oğlu, Annesini Defnedebilmek İçin Bir Gün Önce Anayasa Mahkemesine Başvurmuştu

Cenazesi günlerce sokaktan alınamayan Taybet İnan’ın oğlu, morgda bekletilen annesini gömebilmek için 6 Ocak günü AYM’ye başvurdu. Başvuruda, yaşam ve gömme hakkı gibi temel hakların savaş halinde dahi ihlal edilemeyeceği belirtildi.

Taybet İnan’ın cenazesi halen morgda bekletiliyor, sokağa çıkma yasağı nedeniyle yakınları kendisini defnedemiyor. Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nden Avukat Ramazan Demir imzalı tedbir talepli dilekçede, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin, savaş hali dahil herhangi bir şekilde askıya alınamayacağı ifade edildi.

TaybetInanSilopideKatledildi_01-20151218

Annesi Taybet İnan’ın cenazesini defnedebilmek için Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Mehmet İnan’ın avukatı Ramazan Demir yaptığı açıklamada, “Yaralılara yardım etmek isteyen sağlık çalışanlarının bile ateş açılarak öldürüldüğü, Cizre ve Silopi’de cenazeleri günlerce sokakta ya da evde bekletilen insanların yakınlarının cenazeyi alma girişiminde öldürüldüğü ya da yaralandığı bir durumda, devletin yasal dayanağı olmayan bir konuda alternatif ve can güvenliğini sağlayacak tedbirler almadan kişilere ‘gelin cenazenizi alın’ demesi kabul edilemez.” vurgusunu yaptı.

Gücünü Silahtan Alan Devlet Beyaz Bayrağa Bile Kurşun Sıkıyor

55 yaşındaki, 11 çocuk annesi Taybet İnan, 19 Aralık 2015’te komşusundan dönerken panzerden açılan ateş sonucu hayatını kaybetti. Ona yardıma gitmek isteyen akrabası Yusuf İnan da evinin bahçesinde vuruldu ve ertesi gün hayatını kaybetti.

TaybetInan(Silopi'deKatledildi)_02-20151218

Oğlu Mehmet İnan annesinin cenazesinin sokaktan alınması için defalarca 112 ve 155 ile görüştü, kendilerine her seferinde beyaz bayrak ile dışarı çıkıp cenazelerini alabilecekleri söylendi. Fakat dışarı beyaz bayrakla her çıkışlarında üstlerine yeniden ateş açıldı.

Yedi günün sonunda eşinin cenazesini sokaktan almak isteyen Halit İnan da açılan ateş sonucu yaralandı. Bunun üzerine aile evlerini terk ederek yakınlarının evine sığındı.

Ölüden Bile Korkan Devletin ‘Yasal Mermi’lerine Morglar Yetmiyor

25 Aralık 2015’te cenazeler sokaktan alındı, Silopi Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Halen de morgda bekletiliyorlar.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Çarşamba günü yaptığı açıklamasında, “50 cenazeyi defnedemiyoruz. Çürümüş durumdalar. Evde, buzdolabında bekleyen çocuk cenazeleri var” derken HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir’in açıklamasına göre ise, altı cenaze kapasitesi bulunan Şırnak Devlet Hastanesi’nin morgundaki onlarca cenaze yeterli soğutma sağlanamadığı için, diğer cenazeler ise morga bile getirilemeden evlerde ve sokakta beklediği için çürümeye başladı.

Anayasa Ve AYM Etkisizleştiriliyor

Avukat Ramazan Demir, “AYM’nin cenazelerle ilgili başvurularla ilgili günlerdir karar vermemesine rağmen, aniden böyle bir değişiklik yapılmasını manidar bulduğunu” belirterek, “Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki cenazelerle ilgili başvuru 4-5 gündür Anayasa Mahkemesinin önünde bekliyor. Başvurular tedbir talepli yapıldığından hemen karar verilmesi gerekirken, bizim İnan’ın cenazesiyle ilgili dün yaptığımız başvuruya da bir yanıt verilmedi. Ancak bugün acele bir şekilde gömülemeyen cenazeleri ilgilendiren bir karar verildi.” ifadesinde bulundu.

“Cenazesini Almaya Gideni Öldürürsen Kim, Nasıl Alacak Onları?”

Avukat Demir, bu kararın, Anayasa Mahkemesine yapılan defin başvurularının ardından çıktığına dikkat çekerek, “Zaten insanlar da cenazelerini morglardan alıp defnetmek istiyor. Hiçkimsenin cenazesini orada bırakmak gibi bir düşüncesi yok. Cenazelerin istenmesi çok haklı bir talep. Cenazelerini defnetmek için sadece can güvenliklerinin sağlanmasını istiyorlar. Bunun için de sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve operasyonların durması gerekiyor.Yetkililerin, ‘Gelin cenazenizi alın’ demesi çok mantıksız. Sokağa çıkanların can güvenliği yok. Örneğin Taybet İnan’ın cenazesini almak isterken de vurulup ölen akrabası olmuştu. Bu kötü niyetli, vicdana, ahlaka sığmayan bir düzenleme. 90’larda gerilla cenazeleri kimsesizler mezarlığına gömülüyordu şimdi de aynı yöntemi uygulamak istiyorlar. Bu düzenleme, uluslararası ve iç hukukta devletin zor duruma düştüğünü gösteriyor.” açıklamalarında bulundu.

Gazetecilik-ZirhliAracta2Gazete,2Gazetecilik_03

İşte Apar Topar Yapılan Yönetmelik Değişikliği

Dün Resmi Gazete’de yayınlanan kararla, Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nde yapılan değişikliğe göre, kimliği tespit edilmiş olsa bile yakınlarının üç gün içinde almadığı cenazeler gömülmesi için belediye veya devlet makamlarına teslim edilecek.

Değişikliğin tam metni şu şekilde:

1/7/2004 tarihli ve 25539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adlî Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde yer alan ‘belediyeye teslim edilir.’ ibaresi ‘belediyeye veya mülki idare amirliğine teslim edilir. Kimliği tespit edilmiş olmasına rağmen ailesi veya yakınları tarafından üç gün içinde teslim alınmayan cesetler de belediyeye veya mülki idare amirliğine gömülmek üzere teslim edilir.’ şeklinde değiştirilmiş ve aynı bende ‘cevap verilmeyen’ ibaresinden sonra gelmek üzere “veya cevap verilmesine rağmen ailesi, yakınları veya yetkili temsilciliklerce üç gün içinde teslim alınmayan” ibaresi eklenmiştir.

Anayasa ve AİHM Çiğneniyor

Yakınlarını gömemeyenlerin hakları aslında Anayasa’nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. Maddesindeki “özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı” kapsamında güvence altına alınmış durumda. Ancak iktidarın Kürt Halkına karşı uyguladığı tek taraflı savaş kapsamında tüm bu haklar ihlal edilirken, hükümet altına imza attığı ve uygulamaya yemin ettiği tüm yasaları ihlal ederek aynı zamanda işlemekte olduğu suçları da uluslararası düzeye çıkartıyor.

AİHM’de sonuçlanan Hadri-Vionnet v. İsviçre, Ploski v. Polonya, Maskhadova ve Diğerleri v. Rusya davalarının sonuçlarında, “Gömebilme, gömülen yerin bildirilmesi ve cenazeye katılma” haklarının ihlali sonucu mahkumiyet kararı çıkmıştı.

– VU/İnadına Haber / 08 Ocak 2016 Cuma –

Kaynak: Bianet, Evrensel, DİHA, T24, Resmi Gazete

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:12:51+00:00 8 Ocak 2016|

Leave A Comment