“Savaşı Destekliyoruz” Diyen Üniversitelerde ‘Barış İçin Akademisyen’ Avı Sürüyor

Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin öncülüğünde Türkiye Devleti’ne şiddete son verme ve barış için müzakere koşullarını hazırlama çağrısı yapan bildiri 11 Ocak tarihinde Türkiye’den 89 üniversiteden 1128 akademisyen ve araştırmacının imzasıyla yayınlandı. Hemen ardından KaçAkSaray talimat verdi,  ‘Barış‘ diyenlere bu sefer de ‘Akademik‘ saldırılar başladı.

Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiri 11 Ocak’ta açıklandı. Dün itibariyle imzacı sayısı 2 bini de aşan akademisyenler tarafından “Ülke sınırları dahilinde devletin kendi halkına karşı yürüttüğü savaşın durdurulması ve derhal barış ortamının tesisi” talebiyle hazırlanan bu bildiriye, katliamlardan ve 7 Haziran sonrasında halka karşı ilan edilen savaştan bizzat sorumlu tutulan Cumhurbaşkanı’nın “Aydın müsveddeleri, cahil bunlar” ifadeleriyle tepki gösterdiği açıklamasının ardından ise ‘talimatı alan‘ YÖK “Gereği yapılacaktır” açıklaması yaptı.

YÖK Hukuk Diliyle Konuşmuyor

Hukukçular tarafından yapılan yorum ve açıklamalara göre ise, geçtiğimiz sene Anayasa Makemesi tarafından verilen karar doğrultusunda YÖK’ün bu doğrultuda herhangi bir yasal yetkisi bulunmuyor.

Konu hakkında yorum yapan hukukçulardan Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, YÖK’ün ilk çıkışında belirttiği gibi ‘gereğini yapması‘ için ihtiyacı olan 2547 Sayılı Kanun Madde 53/b ikinci cümlesi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine dikkati çekerek, “Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir’ ifadesi iptal edilmişti. Bu durumda YÖK’ün, akademisyenler hakkında yaptırımda bulunması mümkün değil” diye konuştu.

“Savaşı Destekliyoruz” Açıklaması Yapan Bazı ‘Üniversiteler’

Savaş Karargahı‘ndan gelen çıkış ve talimatlar doğrultusunda ilk çıkışını ‘hukuksuz da olsa‘ yapan YÖK’ün, aynı gün içerisinde rektörleri bir araya getirerek gerçekleştirdiği toplantıda, almış olduğu ‘saray talimatları‘nı kendilerine aktarmasının ardından da talimatlara uyma yönünde karar alan birçok üniversite, resmi sitelerinde bildiriye tepki gösteren açıklamalar yayınladı. Açıklamalarda, devletin kentlerde sürdürdüğü operasyonları, dolaylı olarak da ‘sivil ölümleri ile halka yöneltilen zulümleri‘ desteklediklerine dair vurgular ile birlikte, bildiriyi de ‘teröre destek olarak tanımlamaları özellikle dikkat çekti.

Barış‘ kelimesini ‘Terör‘ ile karıştıran ve ‘Savaş dursun‘ çağrısını ise ‘Teröre çağrı‘ olarak algılayan üniversitelerin sayısı şu an için 39’u buldu.

Bunun yanısıra birçok üniversite de, yayınlamış oldukları ‘talimatlı‘ açıklamalarıyla da yetinmeyerek kadrolarında bulunan imzacı akademisyenler hakkında soruşturmalar açma yoluna gitti.

Üniversitelerdeki tepki açıklamaları ve soruşturmalar ile bildirinin üniversitelerdeki yankıları şu şekilde:

AİBÜ: Üç İmzacıya Soruşturma

Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde (AİBÜ), Türkiye devletine şiddete son verme ve müzakere koşullarını hazırlama çağrısı yapan bildiriyi imzalayan üç akademisyen hakkında soruşturma açtı. Üç akademisyen 15 Ocak’ta evlerinden gözaltına alındı.

Akdeniz Üniversitesi: Akademisyenlerle İlgili Yasal Süreci Başlatacağız

Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü, barış bildirisini imzalayan akademisyenler hakkında YÖK talimatı gereğince yasal süreci başlatacaklarını söyledi.

Bahçeşehir Üniversitesi: Devlet, Şiddetine Son Versin Talebi Kabul Edilemez

Bahçeşehir Üniversitesi Senatosu imzasıyla yayınlanan açıklamada “Devletin vatandaşlara karşı uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor…’ şeklinde dile getirilen ifadeleri kabul etmemiz asla mümkün değildir” ifadeleri yer aldı.

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi: 6 imzacıya soruşturma

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Rektörlüğü, “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi” bildirisinde imzası bulunan 6 öğretim üyesi hakkında soruşturma başlattı.

Abdullah Gül Üniversitesi: İmzacı profesörün istifasını istedi

Abdullah Gül Üniversitesi Rektörlüğü “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriye imza verdiği gerekçesiyle Prof. Dr. Bülent Tanju’nun istifasını istedi, hakkında işlem yapılacağını söyledi.
Kayseri Cumhuriyet Savcılığı da Prof. Dr. Bülent Tanju hakkında “halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek, devletin kurumlarını alenen aşağılamak” suçlarından TCK’nın 216 ve 301 maddeleri uyarınca soruşturma başlatılmasını istedi.

Bartın Üniversitesi: İmzacıyı bölüm başkanlığı görevinden aldı

Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı, imzacılardan Bartın Üniversitesi Antropoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Doğan hakkında “Türk milletini, cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama, terör örgütü propagandası yapmak” gerekçesiyle soruşturma başlattı.
Evrensel’de yer alan habere göre üniversite rektörlüğü Doğan’a gönderdiği “14.maddeyle görevlendirilen bölüm başkanlığınız görülen lüzum üzerine” içerikli yazı ile bölüm başkanlığı görevinden aldı.

Hacettepe Üniversitesi: Yasal işlem başlatılacak

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Murat Tuncer, YÖK’e gönderdiği yazıda “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzalayan akademisyenler hakkında idari işlem başladığını söyledi.
Ancak rektörlüğünün son gününde Tuncer’in bu çabası sanırız geç kalmış olacak ki aynı gün içerisinde, yakın zamanda gerçekleştirilen rektörlük seçimlerinde en çok oy alan Prof. Dr. Haluk Özen, seçimlerdeki rakibi Tuncer’in görev süresinin sona ermesinin ardından Hacettepe Üniversitesi rektörlüğüne atandı.

20160113_HacettepeRektoru'ndenBarisAkademisyenlerineSorusturmaYazisi

Fırat Üniversitesi akademisyenlerinden suç duyurusu

Elazığ Fırat Üniversitesi’nde görevli yedi akademisyen, “Barış için Akademisyenler İnisiyatifi” bildirisinde imzası bulunanlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Hakkari’de bir akademisyen gözaltına alındı

Hakkari Üniversitesi yabancı diller yüksek okulunda görev yapan Ümran Roda Suvağcı, Barış için Akademisyenler inisiyatifi tarafından yayınlanan bildiriye imza attığı gerekçesiyle, savcılığın hakkında açmış olduğu soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Suvağcı, savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Pamukkale Üniversitesi: Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet çizgisindeler

Pamukkale Üniversitesi Senatosu, üniversitenin resmi sitesinde yayınladıkları duyuruda “Teröre karşı yürütülen mücadeleyi destekliyor, ‘akademisyen ve araştırmacı’ sıfatıyla terörün ve bölücü unsurların yanında yer alarak açıkça ‘gaflet, dalalet ve hatta hıyanet’ çizgisinde olduğunu belli eden birtakım kişilerin bildirisini nefretle kınıyoruz” ifadeleri öne çıktı.

Çanakkale Üniversitesi: Düşünce özgürlüğü şiddeti teşviki içermez

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Yücel Acer’in üniversite sitesinde yayınlanan mesajı şöyle:
Düşünce özgürlüğü; iftira, hakaret suçu ve yasadışı şiddeti teşvik etmeyi içermez. Düşünce özgürlüğü adı altında yasadışı şiddet uygulayan, terörü ve terör örgütünü teşvik edici bir şekilde devletin meşru savunma faaliyetlerini eleştiren bildiriyi tümden reddediyoruz. Bu bildirinin “akademisyenler” başlığı altında yapılmış olması bizleri ziyadesiyle rencide etmiştir. Bu tür tutum ve açıklamaları reddettiğimizi saygıdeğer kamuoyunun bilgisine arz ederiz.”

Cumhuriyet Üniversitesi’nde akademisyen istifa etti

Milliyet’te yer alan habere göre Cumhuriyet Üniversitesi sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Çeliköz istifa etti. Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Faruk Kocacık, durumu Yüksek Öğretim Kurumu ile görüşmek üzere Ankara’ya gittiği öğrenildi. Öte yandan rektörlük hukuk müşavirliği tarafından bildiriyi imzalaması nedeniyle Çeliköz hakkında soruşturma başlattı.

Bülent Ecevit Üniversitesi’nde ÜKB açıklaması

Bülent Ecevit Üniversitesi resmi sitesinde üniversite Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer’in başkanlığını yaptığı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’nın bildiriye karşı açıklaması yayınlandı.

Erciyes Üniversitesi: İhanet belgesi

Erciyes Üniversitesi Senatosu, üniversite sitesindeki açıklamada bildiriyi “ihanet belgesi” olarak tanımlayarak reddettiğini belirtti. Açıklamada “haksız yere devletimizi suçlayan, ülkemize uluslararası gözlemci davet eden ve terör örgütüyle müzakere isteyen bu zihniyete karşı olduğumuzu ifade etmek isteriz” dendi.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi: Kara propaganda

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Senatosu bildiriyi “kara propaganda” olarak tanımladı. “Devlet politikalarının halkın can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirler olduğu ve emniyet güçlerinin meseleye hassasiyetle yaklaştığı” vurgulandı.
Bir grup akademisyenin de bu propagandaya alet olması, milletimizin huzur ve güveni adına, gerçekten kaygı vericidir. “Barış” adına yapılan ancak kara propagandadan öteye geçmeyen söz konusu açıklamayı kabul etmiyor; bildiriye imza atan öğretim elemanlarını aziz milletimizin irfanı ve sağduyusu etrafında aydınlanmaya davet ediyoruz!

Düzce Üniversitesi: İmzacı akademisyene uzaklaştırma

Düzce Üniversitesi Rektörlüğü, yayınladığı açıklamada bildiriye imza veren öğretim üyesi hakkında soruşturma başlatıldığını ve soruşturma süresince uzaklaştırma tedbiri uygulanacağını belirtti:
Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 26.Maddesine dayalı olarak soruşturma süresince görevinin başında kalmasında sakınca görüldüğünden, ilgili hakkında görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Düzce Üniversitesi olarak, Vatanımızın birlik ve beraberliğini, bölünmez bütünlüğünü hedef alan her türlü terör faaliyetlerini ve girişimlerini şiddetle kınıyor, bu tür faaliyetlere destek verenlere karşı asla müsamaha gösterilmeyeceğini defaten vurguluyoruz.

Düzce Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre Yrd. Doç. Dr. Latife Akyüz hakkında soruşturma açarak yakalama kararı çıkardı.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi: Teröre destek

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Senatosu, “İster akademisyen, isterse de yazar veya gazeteci olsun, çeşitli çıkar hesaplarıyla terör propagandası yapanları, özgürlük bahanesiyle terör ve şiddet söylemlerine alet olanları ve ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelik hain saldırıları nefretle kınıyoruz. Toplumun teröre karşı dayanışmasını zedelemeye dönük, şiddeti öven, demokrasi kültürünü zedeleyen, ayrılıkçı ve ayrımcı eylem ve söylemleri teröre destek olarak niteliyoruz.” açıklamasında bulundu.

Atatürk Üniversitesi: Devletin birlik bütünlüğünü hedef aldı

Erzurum Atatürk Üniversitesi Senatosu, bildirgeyi “Devletimizin birlik ve bütünlüğünü hedef alan bölücü hainlere örtülü bir destek şeklinde” değerlendirdiğini söylerken, “Güvenlik güçlerimizin yürüttüğü kararlı mücadeleden rahatsız olanların, bugün barış ve insanlık gibi bir takım büyülü kavramları dillerine doladıkları ve bunları kendilerine paravan yaparak, devletimize ve milletimize karşı haince ve alçakça emeller peşinde koştukları herkes tarafından bilinmektedir. Sadece bir takım karanlık odaklara ve emperyal mihraklara hizmet etmekten başka bir amaç taşımayan sözde bu aydın güruhunu akıldan, ahlaktan, vicdan ve insaftan yoksun gafiller olarak nitelemekte, ayrıca hain terör örgütüne karşı yürütülen mücadeleye ve ona öncülük eden siyasi irade ile güvenlik güçlerine minnettarlığımızı beyan etmekteyiz. Terör olaylarının ve hain terör örgütüne karşı gizli ve açıktan yapılan her türlü desteğin millet olarak birlik ve beraberliğimizi, dayanışma ve kardeşliğimizi bozamayacağını herkese bir kez daha ilan eder, ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmaya yeltenen iç ve dış mihrakların hiçbir zaman kirli emellerine ulaşamayacaklarına dönük inanç ve kararlılığımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.” ifadelerini kullandı.

Akademisyenin odası basıldı

Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde üniversite senatosunun yayınladığı kınama mesajının ardından, bir grup, bildiriyi imzalayan öğretim üyesi Ramazan Kurt’un odasını bastı. DİHA’ya göre, bugün de Kurt’un çalıştığı Edebiyat Fakültesi’ne giren grubun tehditkar ve ırkçı sloganlar attı. Telefonla ölüm tehditleri aldığını söyleyen Kurt, İHD Erzurum Şubesi’ne başvurdu.

Gazi Üniversitesi’nde Yönetimi Ülkücüler Devraldı

Barış için Akademisyenler İnisiyatifi” tarafından yayınlanan bildirgede imzası bulunan iki akademisyenin kapısı, üniversitede faaliyet gösteren ülkücü gruplar tarafından işaretlendi ve tehdit mesajı bırakıldı.
Ankara Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde çalışan Doç Dr. Kemal İnal ve Doç. Dr. Betül Yarar’ın kapısına “Gazi İletişim Ülkücüleri” imzasıyla bırakılan kağıtta,  “PKK’ya destek veren Betül Yarar’ı üniversitemizde istemiyoruz”, “PKK’ya destek veren Kemal İnal’ı üniversitemizde istemiyoruz” yazıları yazıldı.

20160115_GaziIletisim-Ulkuculerden'BarisBildirisi'ImzacilarinaTehdit_01

Gaziantep Üniversitesi: Gereği yapılacak

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun, “Kendi devletine ‘katliam yapıyor’ şeklindeki sloganik ve ucuz söylemler, bilimsellikle ve akademik özgürlükle bağdaşır değil” dedi.
Coşkun, üniversiteden bildiriyi imzalayanlar hakkında hukuk çerçevesinde gereğinin yapılacağını söyledi. Ardından yaşanan gelişmede ise rektörlük tarafından “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi” adıyla yayımlanan bildiriye imza atan 4 öğretim üyesi hakkında disiplin soruşturması başlatıldı.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi: Soruşturmalar başlatıldı

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar, üniversite sitesinde yayınlanan açıklamasında imzacılar hakkında disiplin ve ceza soruşturmalarının başladığını belirtti.

Adnan Menderes Üniversitesi: Üzerimize düşeni yapacağız

Adnan Menderes Üniversitesi resmi sitesinde Yükseköğretim Kurulu ve Üniversitelerarası Kurul’un konuyla ilgili açıklamasını yayınlanarak “Adnan Menderes Üniversitesi olarak üzerimize düşeni yapacağımızı, devletimizin ve milletimizin yanında olduğumuzu kamuoyuyla paylaşıyoruz” ifadesiyle açıklamaya aynen katıldıklarını belirtti.

Yalova Üniversitesi: ÜKB açıklamasına destek

Yalova Üniversitesi sitesinde rektörün Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’nın açıklamasını desteklediğini belirten açıklaması yayınlandı. Rektör, Yalova üniversitesinden üç araştırma görevlisinin olduğu bildirinin akademik camiayı asla temsil etmediği belirtti.

Hitit Üniversitesi: İstikrarı bozmaya dönük her açıklamayı kınıyoruz

Hitit Üniversitesi Rektörlüğü, 12 Ocak’ta yaptığı ve bildiriyi anmadığı açıklamada “Ülkemizdeki huzur, istikrar ve kardeşlik ortamını bozmaya yönelik yapılan her türlü saldırıyı ve açıklamayı Hitit Üniversitesi olarak kınıyoruz. Yüzyıllardır tüm dünyanın örnek aldığı huzur, mutluluk ve barış ortamında bir arada yaşayan vatandaşlarımızı ayrıştırmaya yönlendirme çabaları ve kardeşlik ortamını bozmaya yönelik oyunlar asla amaçlarına ulaşamayacaktır.” dedi.

Muş Alparslan Üniversitesi: ÜKB açıklaması sitede

Muş Alparslan Üniversitesi, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’nın “akademik özgürlük, bir ülkenin varlığını, güvenliğini ve bekasını tehdit etmenin aracı olarak istismar edilemez” dediği açıklamayı sitelerinde paylaştı.
Rektör Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat da basın mensuplarının sorusu üzerine “Akademik özgürlük, Türkiye’de iğdiş edilmiş kavramlardan biridir. Akademik özgürlük, bilimin nesnel ölçütleri ışığında ortaya koyduğunuz müdellel sonuçları hiçbir baskıya boyun eğmeden ifade edebilme özgürlüğüdür. Akademik özgürlük söylemi, bir siyasi muhalefet mekanizmasına dönüşmüş ise o zaman akademisyenler sadece inanırlığını yitirmekle kalmaz aynı zamanda ülkenin mevcut sorunlarını içinden çıkılmaz hale getirmiş, kutuplaşmaları teşvik etmiş olurlar” dedi.

Tunceli Üniversitesi: 7 akademisyene soruşturma

Cihan Haber Ajansı’nın haberine göre Tunceli Üniversitesi, bildiriye imza veren yedi akademisyen hakkında soruşturma başlattı.

Kocaeli Üniversitesi: İdari soruşturma süreci başlatıldı

Kocaeli Üniversitesi Senatosu 14 Ocak’taki basın açıklamasında “bildirinin üniversitede infial yarattığını” söylerken, “Terörün her türlüsünün karşısında yılmadan duran Kocaeli Üniversitesi, bazı akademisyenlerin bu yaklaşımını teröre destek olarak görmekte ve yayımlanan bildiriyi şiddetle kınamaktadır. Bu bağlamda kurumumuzdaki ilgili kişiler hakkında Rektörlüğümüzce idari soruşturma süreci başlatılmış olup, kamuoyuna saygıyla duyurulur.” açıklamasında bulundu.
Rektör ise yaptığı açıklamada “Söz konusu devletin birliğiyse akademik özgürlük olmaz” ifadesini kullandı.

21 akademisyen 15 Ocak’ta Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttüğü soruşturma kapsamında, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılamak” ile “terör örgütü propagandası yapmak” gerekçesiyle gözaltına alındı.

Kırıkkale Üniversitesi: İşlem başlatıldı

Kırıkkkale Üniversitesi resmi sitesindeki duyuruda bildiriye imza veren akademisyenler hakkında “devletimizin güvenlik güçlernini katliam yapmakla suçlama cüretini göstermişlerdir” ifadesi kullanıldı.
Bildiriye imza veren öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Fuat Özdinç hakkında yasal işlem başlatıldığını duyurdu.
Yrd. Doç. Dr. Fuat Özdinç’in fakültedeki odasına “PKK’ya destek veren Fuat Özdinç’i üniversitemizde istemiyoruz” yazılı afişler asıldı.

Arel’den 5 akademisyene uzaklaştırma

Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzaladıkları gerekçesiyle İstanbul Arel Üniversitesi’nden beş akademisyen uzaklaştırıldı.

Zorla Kınamalara Karşı Akademisyenlere Gönülden Destek Giderek Artıyor

İktidar, gerek kendine bağlı rektörleri, gerekse sahte imzalarla oluşturdukları tespit edilen imza kampanyaları ile karşı kampanya yürütedursun, “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi“ne toplumun tüm kesimlerinden verilen destek ise katlanarak artıyor.

11 Ocak günü açıklanan bildirgeye sonradan eklenen imzalar 2 bini aşarken çeşitli sivil toplum kuruluşları ve platformlardan destek açıklamaları geliyor.

Ankara Özgür Haber Platformu: “Biz de bu suça ortak olmayacağız”

13 Ocak tarihinde bir bildiri yayınlayan AÖHP, Barış İçin Akademisyenler’in barışa yönelik düşüncelerini içeren metnini desteklediklerini açıklarken, “öncelikle içeriği ne olursa olsun düşünce ve düşüncenin barışçıl yollarla ifade edilmesi özgürlüğünden yanayız. Bu özgürlüğe karşı hukuki, idari yaptırımlar uygulamaya kalkanların akademik, hukuki ve ahlaki yeterliliği sorgulanmalıdır. Katliamların durdurulması ve barışın sağlanmasını talep eden akademisyenlere karşı başlatılan linç kampanyasına ve devletin, yök’ün, üniversitelerin, suç örgütü/mafyaların tehditlerine ve sindirme politikalarına karşı, barış isteyen akademisyenlerin yanındayız.” ifadeleri kullanıldı.

20160113_BizDeBuSucaOrtakOlmayacagiz@AOHP

Gazetecilerden Bildiri: “İktidar Tehlikeli Bir Yola Girdi”

Akademisyenleri hedef haline getiren Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın ithamlarına karşı bir araya gelen 100’ü aşkın gazeteci, imzacı akademisyenlerin iktidar ve bazı medya kuruluşları tarafından hedef haline getirilmesini tehlikeli bulduklarını ifade eti.
Aralarında Ayça Söylemez, Amberin Zaman, Ahmet Şık, Barış İnce, Banu Güven, Elif Ilgaz, Fehim Taştekin, Hayko Bağdat, Mehveş Evin, Özgür Gürbüz, Sami Menteş ve Pelin Batu gibi pek çok ismin bulunduğu gazeteciler, “Çatışmalı sürecin sona ermesini ve yeniden müzakerelerin başlamasını istediklerini açıklayan Barış İçin Akademisyenler’in yanındayız. Türkiye’nin geleceğini yetiştiren akademisyenlerin ‘barış istiyoruz’ dedikleri için hedef haline getirilmelerini insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından tehlikeli buluyoruz. Biz, barış isteyen gazeteciler olarak akademisyenlerin yanında olduğumuzu ve savaş değil barış ortamı içinde habercilik yapmak istediğimizi beyan ediyoruz.” açıklamasında bulundu.

Barış İçin Edebiyatçılar: “Hak ihlalleri karşısında direnenlerin yanında olmak bir zorunluluktur”

Barış İçin Akademisyenler’e bir diğer destek de edebiyatçılardan geldi. Barış İçin Edebiyatçılar tarafından yayınlanan destek açıklamasında, “Yaşamak, eşit ve özgür yurttaş olmak, düşünmek ve ifade etmek en temel haklardır. Bu hakların ihlali karşısında direnmek, direnenlerin yanında olmak bir zorunluluktur. Düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesini reddediyoruz. Eşitlik ve barışın yanındayız. Yaşam hakkının yanındayız. Özgür düşüncenin yanındayız. Ama’sız fakat’sız eğer’siz: Bu suça ortak olmayacağız! Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin, yanındayız.” ifadeleri kullanıldı.

Hukukçular: “Sesinize Ortağız, Gönüllü Avukatlık Yapacağız”

15 Ocak tarihinde yaklaşık 2 bin hukukçu Türkiye devletine şiddete son verme ve müzakere koşullarını hazırlama çağrısı yapan metne imza atan akademisyenlerle dayanışma içinde olduğunu duyurdu.
Şu ana kadar sayıları 2 bini bulan hukukçunun imzaladığı metinde;

Yaşamın, hak ve özgürlüklerin avukatı; bu toprakların hukukçuları olarak; Evet, “çocuklar öldürülüyor sessiz kalmayın” diyoruz. “Haftalarca süren sokağa çıkma yasakları, insanların açlığa ve susuzluğa mahkûm edilmesi, yerleşim yerlerinin, mezarlıkların, ibadethanelerin tank, helikopter ve uçaklarla bombalanması sistemli bir katliam ve tehcir politikasıdır, insanlığa karşı işlenmiş suçtur” diyoruz. 
Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Sağlık Bakanı ve YÖK tarafından “savaşa son verilmesi, çocukların öldürülmemesi” için çağrı yapan akademisyenlere, iş bırakan eğitim emekçilerine, Hipokrat yemini çerçevesinde görevini yapan sağlık emekçilerine, barış isteyen herkese yönelik tehdit ve hakaretlerin suç teşkil ettiğini hatırlatıyoruz.
Yargı mekanizmasının siyasi iktidarın giyotini gibi işletilmemesi için savcıları ve Adalet Bakanını uyarıyoruz. “Bu suça ortak olmayacağız” diyerek barış isteyen akademisyenlerin
imza metnini aynen sahiplendiğimizi, akademisyenlere yönelik tehditlere karşı yasal yollara başvuracağımızı ve her aşamada avukatlıklarını yapacağımızı belirtiyoruz.
Katliamın suç ortağı olmayacağını ilan eden herkesin sesine ortak olduğumuzu; silahlı saldırıların, medya veya yargı eliyle yürütülen baskı ve sindirme politikalarının hedefi olan her insana gönüllü avukatlık yapmaktan da onur duyacağımızı yineliyoruz.” ifadeleri yer aldı.

Sinemacılar da Savaşa Karşı

433 sinemacı barış ve müzakerelerin yeniden başlaması çağrısında bulunan ve bu nedenle Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından hedef gösterilen akademisyenlere destek verdiklerini açıklarken, “Bizler Türkiyeli sinemacılar olarak; Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin, 11 Ocak 2016 tarihinde hükümete yaptığı barış ve müzakere çağrısına destek veriyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesini reddediyoruz.” vurgusunu yaptı.

Barış İsteyen Fotoğrafçılar: “Artık Savaşın Değil Barışın Tanığı Olmak İstiyoruz”

Barış İçin Akademisyenler’in metni ‘Barış İsteyen Fotoğrafçılar! tarafından da desteklendi. Destek metninde şu ifadelere yer verildi:

Yaşadığımız dünyada haksızlık ve adaletsizliklere, savaşlara ve şiddete karşı sorumluluk hissederek davranan biz Türkiyeli fotoğrafçılar koşulsuz düşünce özgürlüğünü ve barışı savunuyoruz. Şiddet içermeyen bir çağrıyla kamuya seslenen “Barış için Akademisyenler”in dile getirdiği “Müzakere koşullarının hazırlanması ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulması” taleplerinin dikkate alınmasını istiyoruz. Bu taleplere karşı başlatılan “cadı avına” karşı çıkıyor düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesini reddediyoruz. Biz fotoğrafçılar barışın tanığı olmak istiyoruz.

Dünyadan Akademisyenler: “IŞİD’e Yataklığı Kesin, Kürt Katliamını Durdurun!”

Cumhurbaşkanı’nın ‘muteber akademisyen’ şerefine nail olamayan 100 kadar yabancı akademisyenden de, yürütülen savaş politikaları, islami teröre verilen devlet desteği ile Kürtlere yönelik katliam politikalarını proteto eden bir bildiri geldi.
Noam Chomsky önderliğinde, aralarında Tarık Ali ve Barbara Spinelli gibi pek çok tanınmış ismin yer aldığı akademisyenler, yayınladıkları bildiride, “Bütün bu olanların sona ermesi gerekiyor, Türkiye hükümeti ateşle oynuyor. Kürtlere baskıya ve IŞİD’e desteğe son verin. Türkiye ayrıca iddiaların araştırılması için tanınmış aydınlardan, hukukçulardan ve demokratik hak savunucularından oluşacak bağımsız bir uluslararası soruşturma komisyonu kurmalı.” ifadeleri yer aldı.

BarisIcinAkademisyenlereYabanciDestek_01-20160115

Yayınevleri “Barış İçin Önce Özgür Düşünce” Dedi

Barıştan yana tavır alan akademisyenlerin yanında olduklarını ve barışın ancak özgür düşüncenin teminat altına alınmasıyla sağlanabileceğini açıklayan yayınevleri, “Mesleğimizi ancak düşünce ve ifade özgürlüğünün bulunduğu bir ortamda sürdürebilecek olan biz yayıncılar, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’ne yönelen saldırıları kınıyoruz. Yaşam hakkını, eşitlik ve barışı savunabilmek için özgür düşüncenin şart olduğunu vurguluyoruz. Barıştan yana tavır alan akademisyenlerin, yazarların yayıncısı olmaktan gurur duyduğumuzu, asla boyun eğmeyeceğimizi beyan ediyoruz. Biz de bu suça ortak olmayacağız!” açıklamasıyla akademisyenlere destek verdi.
Destek metnini imzalayan yayınevleri ise şu şekilde:

Agora, Alef, Aram, Aras, Avesta, Ayizi, Aykırı, Ayrıntı, Barış İlhan, Belge, bgst, Bilgi Üniversitesi, Bulut, Can, Cem, Ceylan, Dedalus, Dipnot, Encore, Epos, Epsilon, Evrensel Basım Yayın, Güldünya, Habitus, Herdem, Hit, Islık, İletişim, İthaki, Kalkedon, Kıbrıs Khora, Kolektif, Kök, Literatür, Metis, Morışık, Norgunk, NotaBene, Notos, Omega, Otonom, Paloma, Pan, Pencere, Sanatatak, Say, Sel, Siren, Sorun, Varlık, Verita, Versus, Yordam

Yaşamı Savunan Sağlıkçılar: “Sadece Destek Değil, Birlikte Mücadele Sözü Veriyoruz”

Aralarında hekim, diş hekimi, eczacı, hemşire, ebe, sağlık memuru, teknisyen, laborantların bulunduğu çok sayıda sağlıkçıların bir araya gelerek oluşturduğu ‘Barış İçin Sağlıkçılar‘ ise “herbirimizin mesleki eğitimlerinde emekleri bulunan akademisyenlere  ve  binbir zorlukla okumamıza olanak yaratan ülkenin halkına borcumuz ve vicdani sorumluluğumuz var” dedi.

Barış İçin Sağlıkçılar’ın imza metinlerinde, “Barışı talep eden, ülkeyi yönetenleri bu doğrultuda insani olarak uyaran ve öneri getiren akademisyenlere karşı kin, nefret ve tehdit içeren sözlerle saldırılmasını,  gözaltına alma ve ev aramaları ile rencide edilmeye çalışılmasını, öğrencilerin akademisyenlere karşı kışkırtılmasını ve hocalarımızı bir kez daha haklı çıkarırcasına, bu hukuksuz ve keyfi talimatların emir telakki edilmiş olmasını ülkemiz adına utanç verici buluyoruz.
Ülkede aklın, bilimin ve özgür düşünce ile özdeşleşen akademinin temsilcileri  olarak  barış talebini dillendiren akademisyenlere dokunulmamasını, ülkede barışın tesis edilmesini, yaşamın ve yaşatmanın esas alınmasını talep ediyor,  bu talepler için mücadele eden herkesin yanında olduğumuzu ve bundan sonra da olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Ayrıca Eğitim-SEN, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP), Barış Bloku ile birlikte pek çok sivil toplum örgütü ve basın kuruluşu da web sitelerinde ve basılı sayılarında “Barış İçin Akademisyenler“e destek mesajları yayınladı.

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB ise akademisyenlere yonelik linç girisimlerini ve gözaltıları protesto etmek amacıyla 16 Ocak Cumartesi günü saat 12:30’da Ankara Yüksel Caddesi’nde bir destek açıklaması gerçekleştirecek.

– İnadına Haber / 15 Ocak 2016 Cuma –

Kaynak: Bianet, Evrensel, AÖHP, Siyasi Haber, PressHaber, PostDergi

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:12:47+00:00 15 Ocak 2016|

One Comment

  1. […] ‘Barış İçin Akademisyenler‘in barışa çağrı metnine yönelik başlatına ancak 2-3 gün içerisinde sönümlenen iktidarın karalama kampanyasına karşı akademisyenler için, aralarında edebiyatçılar, sinemacılar, fotoğraf sanatçıları, taraftar grupları, sağlık çalışanları, yurtdışından akademisyenler, çevre aktivistleri, yayınevleri, hukukçular, KESK, TMMOB, DİSK, TTB’nin yanısıra, birçok sivil toplum kuruluşu, platform, öğrenci toplulukları, özgür basın ve gazeteci örgütlerinden oluşan onbinlerce kişi tarafından destek kampanyaları başlatılmış ve altlarında imzaları bulunan birçok destek metni kamuoyuna duyurulmuştu. […]

Leave A Comment