Devlet Soykırıma Gidiyor, #Cizre Katliamları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde

Dün Cizre’de devlet teröründen kaçan sivil yurttaşların sığındığı 3. bodrum katında yaşanan son Sivil Katliamı‘dan sonra devlet güçleri tarafından katledilenlerin sayısı 100‘e yaklaştı. Sadece dün öğlen saatlerinde Cizre Devlet Hastanesi’ne aynı güvenlik güçleri tarafından getirilen cenazelerin sayısı ise 70‘i geçti. Türkiye’nin batısı, doğusunda yaşanan insanlık dramı, soykırım ve Savaş Suçları‘na karşı duyarsızlığını soğuk kanlılıkla korumaya devam ederken yaşananlar karşısında iç hukuk yollarının kalmadığı Cizre’de uygun göreceği üye ya da üyeleriyle yerinde incelenme talebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruda bulunuldu.

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Ramazan Demir ve Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) Eşbaşkanı Gülşen Özbek tarafından 9 Şubat günü yapılan başvuruda, mahkemenin tayin edeceği mahkeme üye veya üyelerinin Cizre ilçesinde yerinde inceleme ve soruşturma yapmalarına karar verilmesi talebinde bulunuldu.

AIHM_07

“Tedbir Kararları Uygulanmıyor, Uluslararası Hukuk Çiğneniyor”

Başvuruda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İçtüzük 39. maddesine dayanılarak ilçede yaşanılan vahşet karşısında daha önce yapılan 9 başvuruya da vurgu yapılarak, başvurular kapsamında verilen 4 tedbir kararında adları geçen Cihan Karaman ve Serhat Altun’un yaşamlarını yitirdiği, hakkında tedbir kararı verilen Orhan Tunç’un ise 19 Ocak’tan bu yana hastaneye kaldırılamadığı ifade edildi.

CizreSaldirilari_06-20160126İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı nezdinde yapılan girişimlere ve ilgili bakanlıklar tarafından verilen talimatlara rağmen katliam operasyonlarında yaralanan sivil yurttaşlara ulaştırılmaya çalışılan tıbbi yardımlar, bölgeden alınan bilgilere göre katliam operasyonlarından sorumlu Binbaşı rütbesinde 2 komutanın talimatları ve bölgeye ulaşmaya çalışan sağlık personeline yönelik olarak bu talimatlar doğrultusunda gerçekleştirilen silahlı tacizler sonucu engellenmişti. Komutanların, kendilerine ulaşmaya çalışan bakanlık yetkililerine “Kimmiş bakan? Ben bakan makan tanımam” şeklinde cevaplarda bulunduğu ise kayıt altına alınmıştı.

“İlçede Yaşananlar Vahşet Boyutlarını Aşmış Durumda”

Başvuru dilekçesinde, olağanüstü koşullarda “insani ve sözleşmesel bütün hakların askıya alındığı“, “temel yaşam fonksiyonlarının dahi sağlıklı bir şekilde sürdürülemediği” bir ortamdan mahkemeye başvurularda bulunulduğu kaydedilerek, “Anne karnında henüz doğmamış ve anne kucağında bebeklerin, görevleri başında sağlık çalışanlarının, evinde kahvaltı sofrasında veya evinin önünde masum insanların öldürüldüğü bir ortamda mahkemenize başvurular ulaştırmaya çalıştık. Sokağa çıkma yasağının ihlal edildiği herkesin yaşam hakkından mahrum bırakıldığı koşullarda en sağlıklı şekilde mahkemenize nitelikli başvurular göndermek için gayret gösterdik” ifadelerine yer verildi.
Özbek ve Demir ilettikleri başvuru dilekçesinde, tüm bu koşullarda ve iki ayı geçen sokağa çıkma yasaklarının ortaya çıkardığı fiili imkansızlıklara rağmen, mahkeme tarafından başvurunun en sağlıklı şekilde değerlendirilebilmesi için elde edebildikleri, erişebildikleri ve imkanlar dahilinde her türlü bilgi belgeyi mahkemeye anlık olarak bildirdiklerinin altını çizdi.

CizreSaldirilari_31a-20160125-0209(Yikim-Bigger)

“Sadece İnsani Yardım Değil, Delillerin Toplanması da Engelleniyor”

Ancak gelinen noktada söz konusu 9 başvuruya ilişkin “Hiçbir şey yapamaz durumdayız” vurgusunun yapıldığı dilekçede, “Başvurucular vekilleri olarak müvekkillerimiz ile görüşmek, başvurularımıza esas delilleri toplamak ve mahkemenize sunmak üzere Cizre’ye gidişimiz güvenlik güçleri tarafından engellenmiş, şehre girişimize izin verilmemiştir. Buna ilişkin hazır bulunan avukatlar tarafından tutanak tutulmuştur. Avukatlar ayrıca Başbakanlığa ve İçişleri Bakanlığı’na faks ve telefon ile ulaşmış, Cizre’ye giriş izni istemişlerdir. İçişleri Bakanlığı’ndan verilen cevapta kendilerine ancak 2 gün sonra geri dönüş yapılabileceği söylenmiş, bu saate kadar herhangi bir cevap verilmemiştir” ifadelerine yer verildi.

“İlçe Abluka Altında, Fiili Savaş Durumu Var”

İlçeye milletvekilleri dahil hiçbir yetkilinin, habercinin veya yurttaşın girişine izin verilmediği bilgisine de dilekçelerinde yer veren Özbek ve Demir, insan hakları örgütleri ve alanında uzman meslek örgütlerinin taleplerinin de gerekçesiz olarak ret edildiğini kaydetti. Bu durumun aynı zamanda bölgede fiili olarak sivil halka karşı bir savaş yürütüldüğüne dair de delil niteliğinde olduğu vurgulanıyor.

“İktidar Ne Mahkeme Kararlarını, Ne de Uluslararası Hukuku Ciddiye Alıyor”

Başvuruda, mahkemenin kesin bağlayıcı olan tedbir kararlarına hükümetin uymadığının, açık bir şekilde sözleşmeye aykırı hareket ettiğinin, söz konusu başvuruların konusu olan başvurucuların yaşam hakkı ve fiziksel bütünlüğünü koruyacak hiçbir girişimde bulunmadığının ve önlem almadığının altı çizildi. Tedbir kararlarına rağmen bodrum katlarına sığınan insanların yakılarak katledildiğine de yer verilen dilekçede, “Devlet güvenlik güçleri dur durak bilmeksizin sivilleri öldürmeye, hatta evlerinin içinde yakmaya devam etmektedir” denildi.

“Devlet Katliam Delillerini Yoketmeye Çalışıyor”

Özbek ve Demir, bütün talep ve girişimlerinin devlet yetkilileri tarafından reddedildiğini ve somut delillere ulaşamadıklarını vurgulayarak, “Devlet güçleri her geçen dakika delilleri karartmakta, ileride adil ve sarih bir soruşturma yapılmasına engel olacak tasarruflar içinde bulunmaktadırlar. Başvurular vekilleri olarak herhangi bir yargısal fonksiyonumuz kalmamıştır. Devlet güvenlik güçleri şuan bile suç işlemeye devam etmekte ve buna hiç kimse engel olmamaktadır. Avukatlar olarak fiilen yapabileceğimiz, mahkemenizin taleplerini yerine getirebilir hiçbir imkanımız bulunmamaktadır. Yukarıda esas numaraları yazılı başvurularımızın usulüne uygun başvuru son tarihleri dahi yaklaşmış olmasına rağmen müvekkillerimize ve delillerimize ulaşma imkanımız olmadığından zamanında tamamlama olanağımız olamayabilir” ifadelerinde bulundu.

CizreSaldirilari_28-20160125-0209

Özbek ve Demir, tüm bu gerekçelerle maddi olaylarının tespiti ve açığa çıkarılmasını sağlayacak delillerin toplanması, başta HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız olmak üzere diğer yerel tanıkların dinlenmesi, alınan tedbir kararlarının gereklerinin sağlanması, durum ve olgu tespitinin sağlanması için mahkemenin uygun göreceği AİHM üye ya da ilçesinde yerinde inceleme ve soruşturma yapması yönünde resmi talepte bulundu.
Mahkemenin önümüzdeki birkaç gün içerisinde başvuruyu karara bağlaması bekleniyor.

– W/İnadına Haber / 12 Şubat 2016 Cuma –

Kaynak: Evrensel, DİHA, DHA

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:12:42+00:00 12 Şubat 2016|

Leave A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.